İçeriğe geç

Efendimiz’den sonra nebilerin en eşrefinin Hz. İbrahim olduğu cumhur-u ulemânın nokta-i nazarıdır. Efendimiz’in onun hakkında takdirkâr ifadeleri olduğu gibi, Kur’ân’ın da onun hakkında senâkâr ifadeleri vardır. Hz. İbrahim, hayatı hep imtihan içinde geçmiş ve geçirdiği bütün imtihanlarda muvaffak olmuş bir insandır. Davasını anlattığı pek çok kimse onu dinlememiş, o imtihan öyle geçmiş; nefsi ile imtihan olmuş ve nâr-ı Nemrud’a atılmış, bu arada zevcesini insiz-cinsiz bir yere bırakmış, ardından da kendisinden evlâdını kurban etmesi istenmiş.. işte onun hayatı bu şekilde hep imtihan üstüne imtihanla geçmişti. Ama o, bunların hepsine katlanmış, bu imtihanların hepsinde derin bir teslimiyet ve tevekkül içinde bulunmuştu.

Zevcesini bırakıp arkasını dönüp gittiğinde zevcesi onun arkasından şöyle bağırıyordu: “Yâ İbrahim! Bunu Rabbin mi emretti?” Teselli istiyordu. Hz. İbrahim: “Evet, Rabbim emretti!” deyince: “İyi o zaman git!” diyordu. “Rabbim beni zayi etmez.”

Yine Hz. İbrahim, oğlunu yere yatırıyor ve eline bıçağı alıp onu süzüyordu. O bir nebiydi ve emre itaat etmenin bütün inceliklerini biliyordu. Zira kendisine ihtarda bulunulmuştu. Bu hâli anlayan oğlu ona şöyle diyordu: “Babacığım! Hiç düşünüp çekinme, sana Allah tarafından ne emrediliyorsa onu yap. Allah’ın izniyle benim sabırlı, dayanıklı biri olduğumu göreceksin!”3

Yine o, ateşe atılırken Cibril onun imdadına yetişiyor, o ise, “Allah bana yeter, meleğin yardımına ihtiyacım yok.” derken imtihanda muvaffak olduğunu bu sözlerle bildirmiş oluyordu. Cenâb-ı Hak, O’nu hangi imtihanla imtihan ederse etsin o dolu dolu notlarla geliyor ve âdeta yüz üzerinden bin alıyordu.

4