Günümüzdeki karanlıklar içinde aynı ışık patlamalarının olabileceğini ümit ederiz. Allah (celle celâluhu) her şeye kadirdir. Hz. Sahipkıran, “O’nun kudretinden ümit ederiz ki, bu kışta bir bahar göstersin.”2 der ve “Ne yapayım ben kışta geldim, sizler Cennetâsâ bir baharda geleceksiniz.”3 sözleriyle bunun bişaretini de verir. O hâlde ne kadar karanlık tablolar çizilirse çizilsin, bizler madem birer neferiz, öyleyse sadece kendi vazifemizi yapmalı ve Hakk’ın işine karışmamalıyız. Nefer, vazifesini kusursuz yerine getirmeye çalışır; kendisine verilen stratejileri uygular; sonucu elde etme meselesine gelince, onu da her hâline nigehbân olan Zât’a havale eder. O isterse zaferyab kılar, isterse olduğu yerde bırakır…
Son bir husus da, başımızdaki idareciler için “hasbelkader” tabiri kullanılıyor ki, bu ifadeye bayılmamak mümkün değil. Çünkü her dönemde insanların başına hasbelkader yani kaderin bir hesabı, bir takdiri olarak çeşitli insanlar gelmiştir. Gerçi onların seçilip başa gelmesinde insanların bir cehd ü gayreti vardır. Ve bu cehd ü gayretin neticesini de görmezlikten gelemeyiz. Allah Resûlü, “Siz nasılsanız öyle idare olunursunuz.”4 buyuruyor. Yani buna biz istersek bir kısım içtimaiyatçıların yaklaşımıyla “Baştaki dinamik güçleri statik güçler belirler.” veya “Bir binanın mukavemeti, üzerinde oturduğu blokaja göre belirlenir.” ya da Üstad’ın yaklaşımıyla “Eczası günahlardan mürekkep bir heyetten sevap hâsıl olmaz.”5 diyebiliriz.
Dipnotlar
- 2 Bediüzzaman, Mektubat s.496 (Yirmi Dokuzuncu Mektup, Yedinci Kısım, Beşinci İşaret).
- 3 Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.81 (İlk Hayatı).
- 4 el-Kudâî, Müsnedü’ş-Şihâb 1/336; ed-Deylemî, el-Müsned 3/305.
- 5 Bkz.: Bediüzzaman, Mektubat s.531 (Hakikat Çekirdekleri); Münazarât s.52.