İçeriğe geç

Evet, bir hizmet düşünüldüğünde, her şeyden evvel, tenasüb-ü illiyet prensibine göre sebepler ve neticeler ele alınmalı, âdeta bir teşrihçi usulüyle masaya yatırılmalı ve çok iyi gözden geçirilmelidir. Bu kol, şu kadar gücü kaldırabilir mi? Kaldırabilirse o kola, o ağırlık yüklenmelidir. Kaldıramıyorsa –tenasüb-ü illiyet fizikte önemli bir kanundur– o kol, o yükün altına sokulmamalıdır. Biz, hüsnü niyet sahibiyiz. Bizden bu memlekete hiç zarar gelmemiştir ve gelmez de. Bütün cihan bizi bilir. Biz, samimiyetle coşar, ihlâsla gerilime geçer ve Allah rızası için heyecanlanırız. Başkaları kelepire koştuğu zaman da, Allah’ın lütuf ve keremiyle ellerimizi kaldırıp içten gele gele şöyle deriz: “Yâ Rabbi! Bir hizmet mevsimiydi, bitti. Artık emanetini alma zamanı gelmiştir. Al ve bizi kurtar.”

Bununla beraber bizim, kendimizi içte ve dışta, dine karşı düşmanlığı cibillî olarak benimsemiş ve din düşmanlığı kendilerinde cibillî bir hâl almış kimselere kendimizi anlatacağımız zamana kadar, –açık ve samimî olma zaten genel tavrımızdır–yanlış anlaşılmaya da sebebiyet vermemeliyiz. Zira netice itibarıyla bu mevzudaki falso ve fiyasko, şu âna kadar belli bir tekevvün kazanmış, dirilişte belli bir merhaleye ulaşmış hizmet erleri ve onların sağında ve solunda bu işe gönül vermiş hasbîlerin şimdiye kadar ortaya koydukları sa’ylerinin semeresine dokunur, onların ümitlerini kırar ve onları inkisara uğratır.

Mevzuu hulâsa edecek olursak; en mâkul hizmet, Allah Resûlü’nün hareket tarzı içindeki hizmettir. Çünkü Kur’ân, Allah Resûlü’nün bizler için bir misal ve numune-i imtisal olduğunu ifade buyurmaktadır.3 Rabbim bizi hep bu istikamette hizmete muvaffak kılsın.

4