İçeriğe geç

Sâniyen, şahıslar önemli değildir. Önemli olan şahısların tavır ve davranışlarının, Allah Resûlü’nün tavırlarına uzaklık ve yakınlığıdır. Efendimiz’in ashabıyla beraber bir hayat-ı seniyyesi vardır ki, melekleri de ruhanîleri de imrendiriyordu. Aynı zamanda, onlarca dinî hayat bütünüyle yaşanıyor, mevcut problemler çözüme kavuşturuluyor, ilerideki benzerlerine de alternatif çözüm yolları gösteriliyordu. Nerede ve ne zaman hangi hâdise zuhur edecekse, o hâdise, Devr-i Risaletpenâhî’de çok küçük planda da olsa mutlaka bir benzeri bulunuyordu. O devirde teker teker gönüllere Müslümanlığı duyurma vardı; bu, kıyamete kadar hızı değişse de devam edecektir. O devirde gizli gizli de olsa hak ve hakikat neşrediliyordu. Efendimiz döneminde hızlı, daha sonraları biraz yavaşça ama devam ediyor. O devirde yurdunu yuvasını terk edenler olmuştu, kıyamete kadar da olacaktır… Kaba çizgilerle, Allah Resûlü ve ashabının İslâm’la alâkalı yaptıkları bunlardı.

Bir değişik zaviyeden şöyle de değerlendirilebilir: Ehl-i iman ile ehl-i küfür arasında, hususiyle haklarını müdafaa edemedikleri durumlarda, Allah Resûlü daha ziyade, gönüllerde imanı pekiştirme yolunu seçmiştir. Bir büyük mücadele ve dayanmayı devam ettirecek o kimselerde sebat, kararlılık ve azim ruhunu geliştirmiştir. Bu şekilde daha baştan dönecek kimseler dönecek, ileride yol sarpa sarıp çetinleştiği zaman kararlı ruhlar oldukları gibi dimdik duracaklardı; dimdik duracaklardı başlarında değirmen taşları döndürülse de.

2