Evet, Kur’ân-ı Kerim’in yer yer âyât-ı beyyinatıyla ifade buyurduğu gibi, inanmış kimseler zaman zaman imtihana tâbi tutulacak, emniyet, huzur, yurt ve yuvalarına dokunulacak, tekrar ber tekrar imtihana maruz kalacaklar; böylece Allah, sadık olanları olmayanlardan ayırmış olacak.2 Aslında Allah Resûlü’nün hayat-ı seniyyelerinde böyle şeyler hep yaşanmıştı. Binaenaleyh bu devre de çok iyi tespit edilmeli, eğer böyle bir zaman dilimi yaşanıyorsa, her şey ona göre değerlendirilmeli ve üzerinde durulması gerekli olan hassas konulara önem verilmelidir.
Bir nokta daha vardır ki o da şudur: Mü’min, davranışlarının ehl-i iman adına fiyasko ile neticelenmesine sebebiyet verecek şeylerden kat’iyen sakınmalıdır. Mü’minin tek başına bir hayatı yoktur. O, kendi hususî hayatını, içinde yaşadığı, kederde-tasada beraber olduğu kimselerle paylaşmaktadır. Bu sebeple mü’minin hayatındaki bir fiyasko veya bir falso, arkadaki bütün saflara sirayet eder. Bu, onların kimisinde inkisar, kimisinde de ümitsizlik meydana getirir. Bir mü’min “Başkalarının başını ağrıtacak şekilde “ben” deyip kahramanlık yapamaz. Çünkü verilecek ceza, sadece ona verilmez. Diğer mü’minler için de şartlar ağırlaştırılır ve Müslümanlık o coğrafyada yaşanmaz hâle getirilir.
Dipnotlar
- 2 Bkz.: Bakara sûresi, 2/155; Muhammed sûresi, 47/31.