İçeriğe geç

Bu arada bazıları ifrata gidebilirler. Bu da doğrudan doğruya Allah’ı hiç düşünmeden o şahsın –bazı Şiîlerin Hz. Ali’yi sevdikleri gibi- sevilmesidir. Kendisinde mutlak kemal ve fazilet gördüklerinden dolayı Efendimiz’e hiç bakmadan Hz. Ali’yi sevebilirler. Bu bir yanlışlıktır ve bir ifrattır. Onlar bu sevginin mükâfatını görmezler ama biz, ölçülü olarak, Allah’ın sevdiği kullara ve Allah’a itaat eden kullara duyduğumuz sevginin mutlaka faydasını görürüz.

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ “İnsan sevdiği ile beraber olur.”8 ifadesi, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek bir hadisidir. Bir sahabi, Aleyhissalâtü vesselâm ile beraber bulunamama endişesinden ötürü bu meseleyi sormuştu: “Yâ Resûlallah, burada hep sizinle beraberiz; oturuyoruz, kalkıyoruz, doyuyoruz ve doygunluğa ulaşıyoruz. Acaba öbür âlemde durumumuz nasıl olacak?” Allah Resûlü onun bir ateş hâline gelmiş âdeta yanan sinesine su serper mahiyette: اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ“İnsan sevdiğiyle beraberdir.” buyuruyorlardı. Burada seviyorsanız orada da beraber olursunuz. Burada cismaniyet itibarıyla idrak edemediğimiz, fakat gönüllerimizde yaşattığımız o zatlarla beraber yaşıyoruz. Bu, bizde sevgi ve alâka adına ikinci bir fıtrat meydana getirecek ve ahiretteki münasebetler de bunun bir uzantısı olacaktır. Gideceğiz, ahirette ve “Yâ Rabbi! Onlar bizim dostlarımızdı.” diyeceğiz. Rabbim oraya imanla gitmeye ve bu Allah dostlarını sevmeye muvaffak etsin!

166