İçeriğe geç

Seyyidina Hz. Ömer, küfre karşı şiddetli olma, mü’minlere karşı tevazu kanatlarını yerlere kadar indirme, tevazu ve mahviyet mülâhazasıyla serfiraz.. tabiî aynı zamanda, kılı kırk yararcasına adalet, hakkaniyet ve istikametin de temsilcisi. Bir yönüyle Hz. Ebû Bekir, nisbeten mercuh olsa bile bu hususî faziletlerinde, “Mercuh racihe hususî faziletinde tereccuh edebilir.”1 esasına binaen az dahi olsa önde olabilir.. evet, bir daha altını çizerek ifade edeyim ki; umumî durumu itibarıyla bir insan üç kadem geri olduğu birisinden hususî bir meselede birkaç kadem ileride olabilir. Bunun gibi, başkalarının umumî faziletlerine rağmen iffetiyle, ismetiyle Seyyidina Hz. Osman’ın yarım kadem ileri olduğunu söylemek de mümkündür.

Seyyidina Hz. Ali’nin diğergamlığı, fedakârlığı, Şah-ı Merdân, Haydar-ı Kerrar, Damad-ı Nebi olmasının yanında, kıyamete kadar gelecek birçok velinin onun sulbünden gelip din-i mübîn-i İslâm’a hizmet etmeleri itibarıyla bütün bu büyük insanların hizmetlerinin avantaj ve avansını elde etmesi ve onunla hak ettiği büyüklüğün tahtına oturmasının O’na ait bir hususiyet olması da yine “mercuhun râcihe tereccüh”ü cümlesindendir; başka mülâhazalara girmeye de gerek yoktur.

Her şeye rağmen biz, onları kendi aralarında hilâfet sıralamasına göre kabul ettiğimiz gibi, umum ümmet de, aynı sıralama ile herkesin önünde bulunduklarını kabul etmektedir.

2