Diriliş Süvarileri
Bu konuda üzerinde durulması gereken bir husus da şudur: Herkes için farklı seviyede bir diriliş söz konusudur. Dava-yı nübüvvetin vârislerine düşen ise dirilmenin de ötesinde bir diriltme mefkûresidir. Nasıl ki, insanlık tarihi boyunca peygamberler ve onların tâbîleri o dirilten soluklarıyla her tarafa hayat nefhetmişler; nefehât-ı ilahîye’yi herkese üflemişler ve herkesin dirilmesini sağlamışlardır; aynen öyle de, günümüzün hizmet erlerini bekleyen en önemli vazife “ba’sü ba’del mevt kahramanı” ya da “diriliş süvarisi” olarak adlandırabileceğimiz birer diriliş eri olmalarıdır. Evet, onlar, hayatlarını bu işe vakfetmeli; “Sıra şunun dirilmesine geldi, buradan sonra da falan beldeye gidilmeli!” diyerek, ülke ülke, şehir şehir, belde belde dolaşmalı ve herkese âb-ı hayat sunmalıdırlar. Yazıyla, şiirle, resimle, musikiyle, sanatın değişik dallarıyla ve her şeyden öte dini güzel temsil etmek suretiyle her yerde dirilişin mümessili olmalı ve insanlara diriliş nefhasında bulunmalıdırlar. İşte, bu mefkure, dirilmenin de ötesinde bir icâbettir, diriltme davasıdır; isterseniz siz buna “yaşatma arzusu” ya da “yaşatma mefkuresi” de diyebilirsiniz.