Diriliş çağrısına kulak tıkamış ve ebedî ölüme mahkum olmuş talihsizler, hesap defterlerini sol taraflarından alır almaz, “Eyvah! Keşke verilmez olaydı bu defterim! Keşke hesabımı hiç bilmeseydim! N’olurdu, ölüm her şeyi bitirmiş olaydı! Servetim, malım bana fayda vermedi! Bütün gücüm, iktidarım yok olup gitti!” diyecek ve inim inim inleyecekler. Hususiyle berzah hayatları hep bir ebedî ölüm mülahazasıyla ızdırap içinde geçecek. Daha sonra da, Cehennem’e yuvarlanacakları için onlar ölümden beter bir duruma düşecek ve “Keşke toprak olsaydım!” temennisiyle dövünüp durucaklar.
Hazreti Üstad’ın da ifade ettiği gibi, ahirete inanmayan kimseler aile fertlerine ve sevdiklerine karşı hissettikleri şefkat, muhabbet ölçüsünde ve içlerindeki yaşama hırsı nisbetinde elîm endişeler ve azaplar çekerler. Dünyada çok rahat ve bolluk içinde yaşasalar bile, sevdiklerinden ayrılığı ve ölümü düşündükçe, bir anda o geçici ve sözde cennetleri cehenneme döner veyahut muvakkat eğlenceler ve sefahetlerle kendilerini avuturlar. Başını kuma sokup avcıdan gizlenmeye çalışan devekuşu gibi, onlar da başlarını gaflete sokarlar, tâ ki ölüm ve ayrılık acısı onlara ulaşmasın. Onlar, çok mühim bir hakikat olan ebedî hayatı inkar ettiklerinden ve sürekli ölüm korkusuyla yaşadıklarından dolayı, “Ceza, yapılan işin cinsine göre verilir” fehvâsınca, ötede de hep bir yok olma salonunda bekliyorlarmış gibi kahreden bir endişeyle dolacak ve o yok olma ızdırabını vicdanlarında derinlemesine duyacaklar. Dünyadayken, ölüm ve ayrılık korkusunu gafletle, dalaletle, eğlencelerle ve sarhoşlukla kısmen bastırabilirler; gaflet uykusuna dalarak korku ve endişe hissini baskı altına alabilirler. Fakat orada ayandan sonra ayan olmayacak, beyandan sonra beyan bulunmayacak; her şey gerçek keyfiyetiyle ortaya çıkacak ve insanların önüne dökülecek. İşte o zaman dünyada birer ölü görüntüsü sergileyenler, ölümü, ebedî azabı ve yok olmayı çok derince duyacaklar. Her an dibi olmayan bir kuyuya atılacaklarmış gibi bir hisle kıvrım kıvrım kıvranacak ve sonsuza kadar hep tepetaklak gideceklermiş gibi bir hisle iki büklüm olacaklar. Böylece, bir manada ebedî ölüme mahkum edilecekler ve diriliş neşvesini asla bulamayacaklar.