İçeriğe geç

Evet, ba’sü ba’del mevt kahramanları, kendilerini diriltmeye adamış bahtiyarlardır. Onlar, Allah ve Rasûlü’nün çağrısına icabet ettikleri takdirde Cenâb-ı Hakk’ın da kendilerine diriliş yollarını göstereceğine ve dökülüp yollarda kalmalarına asla meydan vermeyeceğine yürekten inanmışlardır. Bu inançla önce Allah’a tam teveccühte bulunmuş, sonra da çevrelerindeki aç gönülleri tatmin etmek ve karanlık ruhları aydınlatmak için her zaman bir buhurdanlık gibi tütüp durma yoluna girmişlerdir. Bu diriliş süvarileri, oturur-kalkar yaşatma zevkiyle soluklanır ve mefkûrelerini ifade adına hiçbir fedakârlıktan geri kalmazlar: Gerekirse diriltmek için ölür, güldürmek için ağlar, dinlendirmek için hamarat gibi çalışır ve çevresindekileri ebediyete uyarma yolunda dur-durak bilmeden hep koşarlar. Bunu yaparken de, ne yaldızlı takdirlere ne de insafsız tenkitlere önem verirler. Hayır, onlar, iltifat gördüklerinde vicdanlarının en derin yerinden kopan bir “estağfirullah”la mukabelede bulunur; tenkitleri de “eyvallah”larla karşılar, nefis muhasebesine vesile kılar ve yollarına devam ederler.

İşte, şimdilerde, engin bir rahmet tecellisini temsil eden bu kahramanlara her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Cilt cilt kitaplara, başdöndüren felsefî düşüncelere ve hatta süper güçlerin desteğine değil, şu yaşlanmış yeryüzünün çehresini son bir kere daha güldürecek adanmış gönüllere ve mefkure kahramanlarına ihtiyaç var. Süper güçleri yanınıza alsanız da, herkes ve her toplum için mukadder ve muayyen bir ömür mevzubahistir. Mîadını dolduranlar karbonlaşmış birer ağaç gibi kütür kütür devrilirler. Fakat diriliş erleri ilahî çağrıya icabet ettikleri sürece, Allah’ın izniyle asla yıkılıp gitmezler. Kıyamete kadar dört bir yana koşmaya ve herkese kâse kâse diriliş şerbetleri sunmaya devam ederler.

234