İçeriğe geç

Sonsuz Saadetin Vesileleri

Ayetin devamında “izâ deâküm limâ yühyîküm – Size hayat verecek hakikatlere sizi çağırdığı zaman..“ifadesi yer almaktadır. Buradaki “lâm” edatı, lâm-ı âkıbet kabul edilecek olursa, bu söz “Netice itibarıyla Allah’ın sizi ihyâ etmesi, ba’sü ba’del mevte erdirmesi ve dirilişe ulaştırması için bu çağrıya icabet edin!” manasına gelmektedir. Mü’minlerin yeniden dirilmesine ve canlanmasına vesile olacağı söylenen ve ötede de onları ebedî bir mutluluğa kavuşturacağı îmâ edilen hayat kaynağı, müfessirler tarafından İslam, Kur’ân, dini ilimler ve salih amel olarak tefsir edilmiştir. Evet, Allah ve Rasûlü, mü’minleri İslam dinine, Kur’ân’ın ulvî hakikatlerine, kâmil imâna, i’lâ-yı kelimetullah davasına, insanlığı kullara kul olmaktan kurtarıp sadece Allah’a kul yapmaya ve Allah’ın bahşettiği insanlık şerefine yakışır şekilde yaşamaya davet etmektedir. İnananlar ancak böyle bir hayat sayesinde kalb ve ruh dünyası açısından diri kalabilecek ve gerçek hayat çizgisine ulaşmış olacaklardır.

Ayrıca, insanların bu dünyada ba’sü ba’del mevte ermeleri ahirette de diri olmalarının te minatıdır. Bu itibarla, burada Allah’ın davetine icâbet ederek dirilenler, öbür tarafta da diriliğin neşvesini tâ iliklerine kadar duyacaklar.. duyacak ve hesap defterlerini sağ taraflarından alarak neşelenecek; herkese “İşte defterim! Buyurun okuyun, inceleyin! Zaten ben hesaba çekileceğimi biliyordum!” deyip ahiret azığı hazırlamış olmanın inşirahını yaşayacaklar. Sonra da, serâpâ mutluluk olan bir hayata nail olacaklar. Göz ve gönül okşayan Cennet bahçelerinde, dallarından olgun meyveler sarkan ağaçların gölgesinde eğlenip dururlarken kendilerine şöyle denilecek: “Geçmiş günlerinizde yaptığınız güzel işlerden dolayı afiyetle yiyin, için!” Dahası, her adımda yeni bir ihsanla karşılaşarak Rıdvan’a mazhariyetin eşsiz lezzetini yudumlayacak; o an bütün hisleriyle coşacak ve davete icâbetin ne tatlı bir âb-ı hayat olduğunu anlayacaklar.

Ebedî Ölüm Mahkumları

Hakk’ın çağrısına koşmayanlar ise, asla dirilişe eremeyecek, hayatın gerçek tadını hiç zevkedemeyecek ve mü’min insan olma ufkunun çok dûnunda bir ömür sürerek, kendilerine bahşedilen ilk mevhîbeleri de heder etmiş birer müflis olarak göçüp gidecekler. Gidecekler ama dünyada ruh ve mana itibarıyla sağır, dilsiz ve kalbsiz oldukları için ötede de nihayetsiz bir ölüm haline maruz kalacaklar. Ba’sü ba’del mevti yeni bir azabın başlangıcı olarak hissedecek ve ölümü bütün dehşetiyle her an bir kere daha bir kere daha duyacaklar. Allah’ın davetine kulak vermeyen ve Rasûl-ü Ekrem’in çağrısına icâbet etmeyen kimselerin ölü kalbleri İsrafil’in Sûruyla bile dirilmeyecek. Sûr sesi onlar için bin bir pişmanlığın ve iç içe korkuların başlama işareti gibi olacak.

228