İçeriğe geç

yecan uyaracak böyle fırsatlar kollanmalı ve “Bir daha nasip olur mu, olmaz mı?” şuuruyla hareket edilmelidir.

Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:

،ٌ الْ ِسْ لَ مُ ثَمَانِيَةُ أَسْ هُمٍ : الْ ِسْ لَ مُ سَ هْمٌ، وَ الصَّ لَ ةُ سَ هْمٌ، وَ الزَّكَاةُ سَ هْم وَ حَجُّ الْبَيْتِ سَ هْمٌ، وَ الصِّ يَامُ سَ هْمٌ، وَ الْ َمْرُ بِالْمَعْرُوفِ سَ هْمٌ، وَ النَّهْيُ عَنِ

الْمُنْكَرِ سَ هْمٌ، وَ الْجِ هَادُ فِي سَ بِيلِ اهللِ سَ هْمٌ، وَ قَدْ خَابَ مَنْ لَ سَ هْمَ لَهُ

“ İslâm, sekiz parçadan meydana gelir. İslâm (kelime-i tevhid hakikati) bir parçadır, namaz bir parçadır, zekât bir parçadır, hac bir parçadır, oruç bir parçadır, iyiliği yaymak bir parçadır, kötülüğe mani olmak bir parçadır, Allah yolunda cihad bir parçadır. Bu parçalardan hiçbirinden nasibi olmayan hüsrandadır.”71

Bu sekizi bir arada olduğu zaman insan İslâm’dan hissesini tastamam almış olur. Yapılan bir ibadete ibadet denilebilmesi için onun rükün ve şartlarının tamamının yerine getirilmesi gerektiği gibi, bir Müslümanın hakiki ve tam olarak Müslüman sayılabilmesi için de İslâm’ın bu sekiz parçasının hepsinden payının olması gerekir. Bir kısmı var, bir kısmı yoksa o, olan kadarıyla Müslüman demektir.

Hadiste birinci parça olarak zikredilen İslâm, “La ilâhe illallah Muhammedun Resûlullah” hakikatidir ki en büyük pay ona aittir. Bu hakikat, İslâm’a girmek için bir kapı, bir menfez mahiyetindedir. Onunla içeriye girilir. Sair erkânın kilidini açacak olan da yine bu hakikattir. Bu olmadıktan sonra namazın da, orucun da, haccın da mânâsı yoktur.

Sayılan bu parçalar işin bir yönünü teşkil eder ve belki bazı formüllerin yerine getirilmesinden ibarettir. Asıl olan, dış görünüşü itibariyle şekilden ibaret olan bu amellerin hakika-

91