7. Hacerü’l-Esved
edilir.122 Mültezem’in dışında altın oluğun altı ve Rüknü’l-Yemânî’nin civarı da sahabe ve tâbiînin ileri gelenlerinin durup dua ettiği yerlerdendir.
7. Hacerü’l-Esved
Arapça’da “siyah taş” anlamına gelen Hacerü’l-Esved’in, Hazreti İbrahim tarafından tavafın başlangıç noktasını belirlemek amacıyla Mekke yakınındaki Ebû Kubeys dağından getirilip bugünkü yerine yerleştirildiği rivayet edilir. Hazreti İbrahim gibi bir Halilullah’ın elinin değdiği bu taş, daha sonra Cenâb-ı Hak tarafından aziz kılınmıştır.123
Hacerü’l-Esved’in Cennet’ten gelen bir taş olduğuna dair de rivayetler vardır.124 Belki de gökten gelen bir meteor, bir gök taşıdır, meleklere ait ulvî bir âlemden geldiği için kendisine bu değer verilmiştir. Geliş keyfiyeti ne olursa olsun bugünkü durumuna tesir etmez; o, bizler için mübarek bir taştır.
Fakihler, Resûl-i Ekrem ve ashabdan rivayet edilen uygulamalara dayanarak tavaf sırasında Hacerü’l-Esved’i selamlamanın gerekliliği üzerinde dururlar. Onu istilâm etmek, eğer imkân varsa el ile dokunmak veya öpmek ile gerçekleşir. Tavaf sırasında izdiham varsa öpülmesi ve dokunulması için başkalarına eziyet edilmesi doğru değildir. Zira Hacerü’l-Esved’e dokunmak her ne kadar sünnet olsa da başkalarına eziyet etmemek vaciptir. Öpme veya el ile dokunma suretiyle istilâm etme imkânı bulunamadığı durumlarda uzaktan işaret edilerek istilâm (selamlama) yapılabilir. Nitekim Resûlullah Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Veda haccının tavafında Hacerü’l-Esved’i elindeki değnekle uzaktan işaret ederek istilâm etmiştir.125 Bugün Müslümanların genel olarak yap-