İçeriğe geç
46. Bölüm

2. Menâsik

2. Menâsik

Menâsik, “mensek” kelimesinin çoğuludur. Kelime, kök mânâsı itibarıyla zahidane bir hayat sürmeyi ifade eder. Terimleşmiş mânâsıyla menâsik kelimesi, hac ibadeti esnasında yerine getirilmesi gereken vazifeler için kullanılır. Ayrıca hac menâsiki anlamına “meşâir” kelimesi de kullanılmaktadır. 

Kur’ân-ı Kerim’de, Hazreti İbrahim’in, oğlu Hazreti İsmail’le birlikte Kâbe’nin inşasını tamamladıklarında haccın menâsikini kendilerine öğretmesi için Cenâb-ı Allah’a yaptıkları dua zikredilir:

رَبَّـنَا وَ اجْ عَلْنَا مُسْ لِمَيْنِ لَكَ وَ مِنْ ذُرِّيَّـتِـنَٓا اُمَّةً مُسْ لِمَةً لَكَ ۖ وَ اَرِنَا مَنَاسِ كَـنَا

وَ تُبْ عَلَيْنَاۚ اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّح۪ يمُ

“Rabbimiz! Bizi, yalnız Sana boyun eğen kimselerden eyle. Soyumuzdan da yalnız Sana teslimiyet gösteren bir nesil yetiştir. Ve bizlere haccın menâsikini (hacda yapılması gereken vazifeleri) göster, tevbelerimizi kabul buyur. Muhakkak ki tevbeleri en güzel şekilde kabul eden, çok merhametli olan ancak Sensin!”115

Bu dua üzerine Cenâb-ı Hak, Cebrail’i (aleyhisselam) göndererek hac ibadetinin nasıl yapılacağını Hazreti İbrahim’e (aleyhisselâm) öğretir. Ne var ki Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) gelinceye kadar bu menâsikte bir kısım tahrifatlar meydana gelmiştir. Cahiliye döneminde de hac menâsiki vardı. Ancak aradan geçen uzun zamanın ve putperestliğin de etkisiyle bu menâsik Cenâb-ı Hakk’ın vaz’ ettiği şekilde uygulanmıyordu. Allah (celle celâluhu) Peygamber Efendimiz’e razı olduğu menâsiki tekrardan talim etmiş, bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz de, “Haccın menâsikini benden alın, benden gördüğünüz gibi yapın.”116 buyurmuştur.

156