Burada çekilen zahmetler, katlanılan zorluklar orada cennet meyveleri hâlinde bize sunulacak…Bu sebeple insanın, bitip tükeninceye kadar bu dünyayı değerlendirmesi gerekir.Hakk’a götüren, saadet yurduna ulaştıran bütün yollardan istifade etmemiz, onların hepsine başvurmamız, hangisinden Allah’a ulaşacağımızı intizar ederek behemehal bütününü değerlendirmemiz gerekir. Cenab-ı Hak bu konuda bizlere anlayış ihsan eylesin. Bir irşat vazifesiyle mi karşı karşıya kaldınız? Dinî bir müesseseyi ihya vazifesiyle mi karşı karşıya kaldınız?Hakkı bâtılın savletinden kurtarmakla mı karşı karşıya kaldınız? Müslümanlığa eski onur ve iffetini yeniden iade etmek vazifesiyle mi karşı karşıya kaldınız?Ne pahasına olursa olsun İslam’ın gösterdiği istikamette koşmaya çalışın.Hicret’in üstünden kırk küsür sene geçmişti. İslam âleminin her köşesinde ciddi bir hareketlilik göze çarpıyordu. Müslümanlar, yepyeni, güçlü kuvvetli bir ordu teşkil ediyorlardı. Yaşlısı genci, kadını erkeği herkes bu orduya iştirak etmek istiyordu. Kâinatın Fahri’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) köyünde, Medine’de de herkeste aynı heyecan vardı. Kollarına girerek zorla yürüttükleri, zorla ata bindirdikleri yaşlı bir insan vardı ki o da cihada iştirak etmek istiyordu. Zira bunu herkes yüce, kutsi bir cihat kabul ediyor; gerçekleşecek fethi, Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olarak görüyordu. Yapılacak bu büyük cihat için Nebiler Nebisi,
ُلَتُفْتَحَنَّ الْقُسْ طَنْطِينِيَّةُ فَلَنِعْمَ اأْلْ َمِيرُ أَمِيرُهَا وَ لَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْش