“Alışkanlık hâline getirdiğim sefil arzularımı, fena isteklerimi terk edemiyorum, boş boş gezmeyi terk edemiyorum, eğlenceyi terk edemiyorum, sağda solda, şununla bununla boşa vakit harcamayı terk edemiyorum.” Nefsi kendine bunları dedirtecektir.Muhterem Müslümanlar!Dünya, bütün yönleriyle insanı Allah’tan alıkoyucudur. İnsan, dünyayı anlayabilir, onun sırtına binebilirse, Abdurrahman b. Avf gibi, o sırtındayken dünya kendisine binek olur. Onu sırattan geçirir, cennete ulaştırır. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem), Tebük hâdisesi münasebetiyle ashâbına ciddi tahşidatta bulunmuştu: Yarına çıkacağınıza teminatınız olmadığı hâlde yarınlar için çalışıyorsunuz. Hâlbuki katiyen inandığınız âhiret yarını için o kadar az çalışıyorsunuz ki, o, dünyevî işlerle mukayese edilecek olursa, sinek kanadı kadar dahi değildir. Dikkat edin! Sinek kanadı kadar kıymeti olmayan dünya işleriniz o kadar çok ki… Allah hesabına çalıştığınız şeyler, o dünya işlerinin yanında sinek kanadı kadar ya kalıyor veya kalmıyor. Ey insanlar! Allah’a inandığınız kadar Allah yolunda, âhirete inandığınız kadar âhiret yolunda olun. Mümin bunları çok güzel ayarlarsa muntazam bir hayat yaşar, zikzaklardan kurtulur. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) değişik bir eda, değişik bir hava içinde Allah yolunda harcamaya teşvik eden bu sözleri söylemişti ve bu sözler gönüllerde hemen bir uyanışa vesile olmuştu. Herkes coşmuştu. İnsanlar neye sahipse hepsini Allah yolunda sarf etmek için âdeta yarışa girmişti. Hazreti Osman, Allah Resûlü’nün teşviklerini duyar duymaz hemen evine koşmuş, altın gümüş ne varsa hepsini doldurup getirmiş, Resûl-i Ekrem’in kucağına bırakıvermişti. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir taraftan getirdiklerini elinde eviriyor, çeviriyor, bir taraftan da şöyle söylüyordu: “Osman’a