İşte bunlar, ً“ خَيْرٌ عِ نْدَ رَبِّكَ ثَوَ اباRabbinin katında sevap bakımından hayırlıdır.” Şayet geçmişiniz bu kabil amellerle doluysa siz geçmişinizi sevaba gark etmişsiniz demektir.
ً وَ خَيْرٌ اَمَاالİstikbale ümitli bakıyorsanız, bir emeliniz, bir arzunuz, bir idealiniz varsa işte bu da ancak salihât sayesinde tahakkuk edecektir. Dünya, dünyaya bakan yönüyle fâni ve geçicidir. Siz de fâni ve geçicisiniz. Siz, Allah’a müteveccih olmazsanız sizin ruhunuz ve kalbiniz de fâni ve geçicidir. Fakat hem malını, mülkünü hem kendi varlığını, benliğini hem de kalbini ve ruhunu ebedileştirmenin bir yolu vardır: Allah’a müteveccih olmak. Allah’a müteveccih olduğunuz, O’na yöneldiğiniz takdirde gelecek hayat sizin için nurlanacak, ümitten tomurcuklar hâline gelecektir. Geçmiş nurlanacak, yığın yığın sevapla âhirette sizin karşınıza çıkacaktır.Şuurlu mümin, uyanık mümin, Allah’ın kendisine ihsan ettiği her şeyi Allah yolunda sarf eder, Allah’a verir. Size Allah tarafından hediye edilen her şeyi yeniden Allah’a vermek… Allah mutlak olarak her şeyden müstağnidir, O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Sizin vereceğiniz fâni şeylere de ihtiyacı yoktur. Fakat bakî, ezelî ve ebedî olan o Sultan, sizin gibi fâni varlıkların mâmelekini kendisine almak, yani kendi yolunda sarf edilmesini istemek suretiyle bâkileştiriyor, ebedileştiriyor. Yine sizin hesabınıza yapıyor bunu. Siz şu fâni varlığınızı O’na verdiğiniz zaman ebediyet kazanacaktır bu varlık. Onun için uyanık mümin, varlığını Allah yolunda sarf edecektir. Sarf edip onun yükünden kurtulmaya bakacaktır. Mesuliyetinden, hesabından kurtulmaya bakacaktır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), Hazreti Âişe’nin yanında, kendi mübarek lisanıyla cennete gireceğini müjdelediği Abdurrahman b. Avf hakkında şöyle buyurmuştu: “Ab-