İçeriğe geç

mübarek kalesinin muhafazası için lazım gelen her şeyi yapıyor; baş veriyor, kol veriyor, bacak veriyor, ölüyorlardı. Salim de orada şehit oldu. Hazreti Ömer’e kardeşinin şehid olduğu haberi gelince o, “Yemame’den kokun geliyor.” diye ağlıyordu. Ömer’i ağlatan diğer önemli bir husus da esasında insanların irtidat etmeleri, dinden çıkmaları, kılık kıyafet değiştirir gibi kalblerini değiştirmeleri, kalblerini değiştirmelerinin yanında davranışlarını da değiştirmeleriydi. Ömer işte bundan endişe ediyordu. Şehit olan kardeşini sena ederek şöyle diyordu: “O, benden evvel İslam’a girdi, benden evvel Resûl-i Ekrem’i ve Allah’ı memnun etti, benden evvel de Resûlullah’a gitti ve kurtuldu. Benim ise ne olacağım belli değil!” O, bunları söylerken birden karşısına birisi çıktı. Onun da kardeşi Yemame’de ölmüştü. Ancak öyle bir ağlıyor, öyle bir ağlıyordu ki sormayın… Bu, ağlama Hazreti Ömer’in dikkatini çekti. Adama, “Bu kadar ağlamak niye? Niçin bu kadar feryat ediyorsun? Niye Allah’a karşı teslimiyet ve tevekkülün yok?” deyiverdi. Adam, “Yâ Ömer, sen niye ağlıyorsun?” diye sorunca Ömer, “Ben kardeşim Zeyd’e ağlıyorum.” diye cevap verdi. Adamın cevabı yürekleri yakıcı mahiyetteydi: “Senin kardeşin Resûl-i Ekrem’in yolunda şehit oldu. Ben gözümle gördüm, bayrak omuzundaydı. O gün cansiperane mücadele ve mücahede etti. Bir de bana sor, sen niye ağlıyorsun? Benim kardeşim de o gün öldü, ama dayanamamış, İslam’dan dönmüştü. O gün Müseylime’nin ordusunda, irtidat etmiş insanların arasında öldü.”69Evet, kanaat ve iman, insanın içinde rasih hâle gelmez, sağlamlaşmaz, oturaklaşmazsa insan küçük bir tehlike, küçük bir meşakkat karşısında yolundan dönebilir. Girdiği, kazandığı, katlandığı şeyler boşu boşuna gidebilir.

297