İçeriğe geç

Allah Resûlü’nün daire-i kutsiyesi; kirli, paslı, liyakatsiz, Allah yolunda azimli olmayan, iradesiz, sefil arzularının esiri olan insanları çabucak temizleyip atıverdi.Bu sebepledir ki Resûlullah’ın hayatının sonuna doğru İslamiyet’e dehalet eden, fakat gelip bir türlü kurb-u huzuruna müşerref olamayan, O’nun mübarek cemalini göremeyen, nuranî sohbeti ile müşerref olamayan pek çok kimse inanmış göründüğü hâlde daha sonraları irtidat etti, küfür yolunda oldu ve öylece öldü. Buna karşılık O’nu görmüş, O’nu tanımış, O’nu gerçekten anlamış kimseler ise sonuna kadar iman davasında sebat ettiler.Hazreti Ömer’in bir kardeşi vardı: Zeyd. Hazreti Ömer’den evvel İslamiyet’e girmiş, ondan evvel Resûl-i Ekrem’in yanında yerini almış, ondan evvel de şehit olmuş, Allah’a kavuşmuş bir insandı. Hazreti Ömer, hep onu takdirle yâd ederdi. Vefat ettiğinde arkasından aylarca ağlamıştı. Yalancı peygamber Müseylime sonradan görmüş, sonradan inanmış, imanı içine oturtamamış, İslam yolundan geri dönmüş biri idi. Bir sürü insanı Yemame’de başına toplamış, İslam’a karşı koymuştu. Zeyd de bu Yemame harbinde Müseylime’nin taraftarlarıyla savaşan Müslüman ordusu içinde bulunuyordu. Bu ordunun içinde aynı zamanda Huzeyfe’nin azatlı kölesi Salim de vardı. İslam’da yerini almış büyük insan Salim… Salim de Zeyd gibi öyle kıymetli, öyle ağır biri idi ki Hazreti Ömer’e, vefat etmek üzereyken, “Yerine kimi tavsiye edersin?” diye sorulduğunda, “Eğer Yemame’de şehit olmamış olsaydı Huzeyfe’nin azatlısı Salim’i tavsiye ederdim.” demiştir. Savaşın kızıştığı bir esnada Salim’in ağzından şu cümleler döküldü: “Ben ki Kur’ân’ı ezberledim. Ben ki Kur’ân’ın içinde Allah’ın benden istediklerini bildim. Ben bugün ölmezsem kim Kur’ân’ın uğrunda ölür ki?” O bunları söyleyince arkasındaki saf da sıklaştı, kenetlendi. Hepsi Kur’ân’ın

296