vadiye gitse ben yine ensarın gittiği vadiye giderim.” demişti.63Adam, “Yâ Resûlallah, ben bir de anasına danışayım.” dedi. Kızın anasına mevzuyu açtı. Ancak kızın annesi Cüleybib’in adını duyduğu zaman tereddüt geçirmeye başladı. Allah Resûlü istedikten sonra olur, olur ama kadınlarla oturup-kalkan bu adama da kız verilir mi ki? Tereddüt ediyordu. O sırada ana-babasından daha fazla iman içine oturmuş o mübarek kızın sesi gelir içeriden. “Resûl-i Ekrem bir şey mi istedi sizden?” diye sordu annebabasına. Cevap verdiler: “Allah’ın Resûlü seni Cübeybib’e istiyor!” Kız, “Siz Resûl-i Ekrem’in istediği istikamette hareket edin. Vallahi, Allah beni zayi etmez, ben öyle inanıyorum.” dedi. Allah Resûlü’ne bu derece bağlılık, bir ailenin efradının ruhlarına işlemişse o aile bahtiyardır ve mesuttur. Allah Resûlü geldi, bu izdivacı gerçekleştirdi. Cüleybib de artık iffet dairesi içine girmiş, namuslu, mesut bir aile reisiydi. O, ailesinden memnundu; ailesi de ondan.Aradan birkaç gün geçmişti ki bir gaza oldu. Cüleybib de yeni evli olmasına rağmen cihattan geri kalmak istemedi ve Allah Resûlü ile birlikte yola çıktı. Gaza bittikten sonra Allah Resûlü, “Cüleybib’i göremiyorum!” buyurdu. Araştırdıklarında Cüleybib’i son nefesini verir bir hâlde buldular. Müşriklerden yedi kişinin arasında, yerde yatıyordu. Hepsinin hakkından gelmiş ancak en son o da şehit olmuştu. Resûlullah, sahabinin gıpta bakışları arasında Cüleybib’in mübarek başını kolunun üzerine aldı. Cüleybib son dakikalarını yaşıyordu. Allah Resûlü de gözyaşlarıyla onun yüzünü yıkıyordu. Allah Resûlü şöyle buyurdu: “Cüleybib bendendir, ben de ondanım. Yedisinin hakkından gelmiş, sonra şehit olmuş!”64
Dipnotlar
- Buhârî, meğâzî 56, temennî 9; Müslim, zekât 139.
- Müslim, fezâilü’s-sahâbe 131; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/420, 421, 425.