İçeriğe geç

Kalbî ve ruhî hayatta mesafe kateden kimseler için cennete girip orada nimetlerden istifade etmektense burada kalıp Cenab-ı Hakk’ın emirlerini yaşamak tercih edilen bir husustur. Allah (celle celâluhu), “Harama bakmayacaksın!” dediği zaman bu, insanın yapamayacağı bir şey değildir. Hakeza “Kötü şey söylemeyeceksin!” emri insana teklif-i mâlâ yutak değildir. “Fena şeylere kulak kabartmayacaksın!” diyerek yine altından kalkılamayacak bir emirde bulunmamıştır. Bütün bunları, Allah’ın tevfik ve inayetiyle, insan rahatlıkla yapabilir. Allah’ın bize emrettiği bu hususlar, yukarıda da vurgulandığı gibi aynı zamanda maneviyatımızı ayakta tutan, ruhî hayatımızda dengeyi sağlayan şeylerdir. Allah’ın bu emirlerine muhalefet, insanda ruhî dengesizlik hâsıl eder, toplum içinde buhran oluşturur. Daha sonra biz tatmin olmak, dengeyi bulmak için daha başka gayrimeşru yollara tevessül ederiz. Hâlbuki tatmin olma, huzura kavuşma adına atılacak gayrimeşru her adım, bize yeni yeni huzursuzlukların kapısını açacaktır.Bütün buhranlarıyla, bütün ızdıraplarıyla topyekûn dalalet ve küfür dünyası meydandadır, başka delile ihtiyaç yoktur. Öyleyse bizim ruhî huzurumuzu, kalbî ve hissî dengemizi temin edecek yegâne şey, Cenab-ı Hakk’ın emir ve nehiyleridir: Emirler dairesi içinde, Allah’ın emrettiği her şeyi harfiyen yerine getirme…Yasaklar dairesi içinde Allah’ın yasak ettiği her şeyden sakınma…

İşte o zaman insan tam formuna girmiş, tam kendini bulmuş olacaktır.Dikkat edin! Bir haramı alışkanlık hâline getirmiş bir insan, sair hususlarda dengeli olsa dahi genel anlamda dengesizdir, mecnundur. Emirler dairesi içinde Allah’ın emirlerinin pek çoğunu yaptığı hâlde bir kısmını yerine getirmeyen insan da dengesizdir.

265