İçeriğe geç

Evinde bir kefeni vardı, ona sarılabilecek, kabre onunla girebilecekti. Üç beş kuruş da parası vardı, emir bulunduğu yerde bu kadar para biriktirmişti. Bunlar aklına geldikçe hayıflanır, şöyle der, endişesini izhar ederdi: “Mus’ab benden çok şerefliydi, çok hayırlıydı. Aslında onun rüşdüne ben vesile oldum, fakat o beni geçti. Zira vefat ettiğinde onu sarabileceğimiz bir kefen bulamamıştık. Mus’ab, İslam’ın temel harcını atarken, Allah Resûlü’nün önünde koşarken, bütün güzelliğini, gençliğini, servetini, delikanlılığını, her şeyini sarf edip kefensiz bir şekilde giderken ben şimdi istediğim her şeye sahip olabiliyorum.” Elbette dünyevî imkânlar olmalı fakat bunlar insanın üzerinde hâkimiyet kurmamalıdır. Bizi meşgul edecek, günde beş defa camiye, cemaate gelmeden alıkoyacak dünya yerin dibine batsın!Cuma günü bizi camiye gelmeden alıkoyacak dünya yerin dibine batsın! Beş vakit namazda, Allah’ın azameti karşısında, yüzümüzü yere koyup aczimizi, fakrımızı itiraf etmemize mâni olacak dünya yerin dibine batsın!

İdarecileri şirazeden çıkaran, milleti mahveden, kadını ayrı erkeği ayrı şekilde yoldan çıkaran, zinetiyle, debdebesiyle, oyunu ve eğlencesiyle insanı aldatan dünya yerin dibine batsın!Müminin böyle bir dünyası olmamalı. Biz, işte bu dünyanın karşısındayız. Yoksa mümin, âhiret işlerinin üstesinden gelebildiği, onlara hâkim olabildiği gibi dünya işlerini de rahatlıkla becerir. Hazreti Ömer gibi dünyaya hâkim olmuş bir mert göstersinler, Sıddîk-i Ekber gibi bir yiğit göstersinler ve bizim ecdadımızdan gerçekten imanı ruhlarına sindirmiş büyüklerimiz gibi mert göstersinler… Onlar, dünyaya da ukbaya da hâkim olmuştu. Dünyanın da ukbanını da zimamı Allah’ın elindedir. Zimamı Allah’a veren, dünyaya da ukbaya da hâkim olur ve işte

248