Bu büyük insanlar dünyadan nasıl istifade edilmesi gerekiyorsa öyle istifade etmişlerdir. Dünyaya hâkim olmuşlar, imparatorlukları dize getirmişler ama nefislerinin karşısında, şehevanî duygularının karşısında, behimî hislerinin karşısında yıkılmaz bir âbide gibi daima dimdik durmasını bilmişlerdir.
İnsan nefsine hâkim olursa, emir olursa âlem ona esir olur. Resûl-i Ekrem’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) izafe edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyrulur:“Kim hevasını esir ederse o emîr olur, cihana hâkim olur. Kim de hevasına esir olur, nefsine söz dinletemezse o da âleme esir olur.” Zeyd b. Erkam anlatıyor: “Bir iftar vakti Halife Ebû Bekir ile oturuyorduk. Orucunu açması için bir bardak soğuk su getirdiler. Su, halifenin huzuruna gelir gelmez birdenbire halifeyi bir ağlama hıçkırığı tuttu. Bir türlü kendine gelemiyordu ki soralım. ‘Ey Allah’ın peygamberinin halifesi, derdin nedir bize anlat!’ dedik. Yüzünü eliyle okşuyor, sıvazlıyor, tekrar bir daha dalıyor ve ağlıyordu. Neden sonra kendine geldi ve dedi ki: Bir gün Resûl-i Ekrem’in huzurunda oturuyordum. Bir aralık Resûlullah, ellerini öne doğru uzattı, bir şeyleri kabul etmiyor, itiyor gibi yapmaya başladı. Bir taraftan da şöyle di-
yordu: “ اِلَيْكِ عَنِّي اِلَيْكِ عَنِّيGit, istemiyorum seni, benden uzaklaş.” Ben, dayanamayıp bu hareketinin sebebini sorunca O, şöyle buyurdu: ‘Bir aralık dünya karşımda temessül etti. Bütün zinet ve debdebesiyle temessül etti. Kendini bana kabul ettirmek, üzerimde hâkim olmak istedi. Ben, ‘Git benimle uğraşma! Benim üzerimde hâkimiyet kuramazsın.’ dedim. O geriye çekildi ve şöyle dedi: ‘Sen benden kurtuldun ama senden sonra gelenler benden kurtulamayacaklar.’ İşte dünyadan kurtulamayanlardan birinin de ben olmamdan korktuğum için ağlıyorum.’”59
Dipnotlar
- el-Bezzâr, el-Müsned 1/106, 196; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/344; el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 7/343, 345.