İçeriğe geç

hareket ettirecek hâli kalmamıştı. Mosmor olan dudaklarıyla, namaz, diyor, heyecan duyuyor; namaz diyor kıpırdıyor; namaz diyor, harekete geçiyordu. Kalkabilir miyim, diye çırpınıp duruyor ama kalkamıyordu. Ömer ruhunu “Namaz, namaz!” diye diye teslim ediyordu. Ömer’in sinesine hançer de namazda saplanıvermişti. Namaz aşığı insanın vuslatı namazda olmuştu. Allah Resûlü buyurmuşlardı: “Kulun Rabbine en çok yaklaştığı an secde anıdır. Öyleyse orada çokça dua edin.”49 Dudağı, bu müjdenin tebessümüyle süslü iken sinesinden hançeri yemişti. Belki orada, bütün esbabın sukût ettiği anda, “Allah’ım!” diye feryat edivermişti. Ve kimbilir bu ses semalarda nasıl mevceler yaptı; Arş’ta nasıl makes buldu, lâhut âleminde nasıl makes buldu. Biz bunu takdir edemeyiz. O da namaz diyerek bu bezme girmiş, namaz diyerek yaşamış, namaz diyerek Rabbin huzuruna varmıştı. Namaz diyen kime baksanız aynı şeyi göreceksiniz. O, üzerimizden atacağımız bir angarya değildir. O, Rabb’e yakın olmanın ifadesidir.

ٍّمَا تَقَرَّبَ الْعَبْدُ إِلَى اهللِ بِشَ يْ ءٍ أَفْضَ لَ مِنْ سُ جُودٍ خَفِي

“İnsan, gizli gizli yaptığı secdelerden daha faziletli bir şeyle Allah’a yaklaşamaz.”50Kimsenin sizi görmediği bir yerde kıvrım kıvrım kıvranarak yaptığınız secdelere Allah nigâhbândır, görür her şeyi. İşte yaptığınız bu secdelerle Allah’a o kadar yaklaşmış olursunuz ki şeytan bu durumu görünce feryadı basar, oradan uzaklaşır. Allah Resûlü şöyle buyurur: “Mümin, secde âyetini okuyup yüzünü yere koyduğu ve bu sayede Rabbine yaklaştığı zaman şeytan kaçar, ayrılır oradan ve “Eyvah bana!” diye feryat eder. Bu kişi secdeyle emrolundu, secde etti, cennete ehil hâle geldi, Rabbin rızası-

225