İçeriğe geç

“Rabbim, arkamda sadece atımla kılıcımı bıraktım. Atımı orduya vakfettim. Kılıcıma da dayandım ve vasiyette bulundum. Vefat ederken, tıpkı harp meydanlarında olduğu gibi benim mezarımı da kılıcımla kazın. Onun sesini duymak istiyorum. Ruhum, cesedimle alâkasını devam ettirdiği müddetçe onun sesini duymak istiyorum. Zira yiğitler kılıç sesinden hoşlanırlar.”Bu, bir yiğit ruhudur. Bu, yatakta ölmekten nefret eden bir yüce ruhtur. Bu, koşarken meydana getirdiği ter içinde boğulmak isteyen âşık bir ruhtur. Bu yüce ruh, yatakta ölmeyi kendisi için en büyük talihsizlik saymaktadır.

İşte bu ruh idi ki milletlerin makûs kaderini değiştirdi. Bir huzur, bir saadet vaadiyle geldi, insanlığa yeni bir neşve getirdi. Neslimizde uyanmaya başlayan bu ruhu gördükçe Saadet Asrı’nı biraz daha anlama imkânına sahip oluyoruz. Yoksa melekler kadar aziz yaşamış o insanları tanımadan gitmiş olacaktık. Simaları hakikat gamzeden, İslam’ın ızdırabını yaşayan, gönülleri heyecandan çatlayacak hâle gelen bu insanları tanımadan gidecektik.Sahabe ufkunu yeniden yaşatarak yeni bir Hazreti Muhammed devrinin gelmesini sağlayacak olan bu nesil ise, âyette dile getirildiği şekilde, re’fet ve şefkatle hareket edecek, müminlere karşı mülayim ve tevazu kanatları yerlere kadar inmiş olacak. Şirke, küfre karşı içinde nefret duyacak. Bu hâliyle o, İncil ve Tevrat’ın müjdelediği, Kur’ân-ı Kerim’in haklarında rahmet okuduğu ve Allah’ın, kendilerinden razı olduğunu söylediği topluluklar arasındaki mualla yerini alacak ve kıyamete kadar payidar yaşayacaktır.

َااَلَ تَزَالُ طَائِفَةٌ مِنْ أُمَّتِي ظَاهِرِينَ عَلَى الْحَقِّ ااَل

يَضُ رُّهُمْ مَنْ خَزَلَهُمْ حَتَّى يَأْتِيَ أَمْرُ اهلل

30