Veya emanete hıyanet edecek; geçmiş nesiller arasında kendisine yer bulamayacak, gelecek nesiller tarafından da lanetle anılacaktır. Emanete riayet veya hıyanet!Saadet ve huzurun teminatına sımsıkı sarılma veya ellerini gevşetip perişan olma…Aklı başında olan insan, saadetinin teminatına sımsıkı sarılacak, geleceğin nesillerinin lanetle anmasından kurtulacak ve geçmiş nesiller arasında mualla yerini alacaktır. Mesele, huzur-u Rabbi’l-âlemine gittiğimizde ümmet-i Muhammed arasında yerimizi alabilme meselesidir. Ama onun da âdâb ü erkânı vardır. Evvela, Allah’ın dinine sahip çıkacaksınız. Razı olup yeryüzünde yaymak istediği dine... Onu, hayatınızın gayesi ve en tatlı hülyanız hâline getireceksiniz. Yatarken duanız, kalkarken münacatınız olacak. Sofrada besmeleniz, yemekten sonra hamdeleniz o olacak. Tavafta duanız, Allah’a karşı sözünüz hâline gelecek. Mescitten içeriye girerken ahd ü peymana (verdiğiniz söze) sadakatin ifadesi olarak tecdid-i biatınız hâline gelecek. Dert hâline, sancı hâline gelecek.
İşte o zaman, Allah da sizi aziz kılacak. Yüzünüzü yere getirmeyecek, ırzınızı pâyimâl, namusunuzu talan ettirmeyecektir. Bir bayrak gibi yüksek burçlarda dalgalanacaksınız. Başkaları size selam duracak. Ama o burca çıkıncaya kadar yorulmak lazım. Oraya çıkıncaya kadar tehlikelere göğüs germek lazım. Oklara hedef olmak, kandan, irinden deryaları geçmek, dikenli tarlaların içine girmek lazım. Hayatın rahat ve rehavetini terk etmek, meşakkati tercih etmek ve Allah yolunda ölmeyi hayatın en tatlı neticesi görmek lazım. Nasıl bir cemaat bu bezme dem tutuyor, bu bayrağı o yüce burçlara dikiyordu? İsterseniz bunu bir görelim:Belli bir dönemeçte yolunu tayin eden, Resûl-i Ekrem’in muhteşem tilmizlerinden birisi de Halid b. Velid’dir. Halid,