İçeriğe geç

Sessiz insan, dağ kadar iş yapıyor. Mus’ab’ın işini Kafdağı’na yükleseniz eritir Kafdağı’nı. Yirmi beş yaşındaki delikanlı…Daha bıyıkları yeni terleyen delikanlı…Kur’ân, “Bana omuz ver.” dediği vakit “lebbeyk” deyip Kur’ân’a omuz vermeye koşan delikanlı…Resûl-i Ekrem’in önünde yine sessizliği içinde yıkılıp gidiyor.Onda lafazanlık yoktu. Onda davranış vardı. Yapayım da Müslümanlık nasılmış görsünler! İşte onu yapıyordu. Mümin de onu yapacaktır aziz Müslüman! Lafla değil mesele; davranışlarla… İç heyecanıyla ve gönülden meseleye dilbeste olmakla… İktiza ettiği yerde haysiyet ve namusu dâhil her şeyi orada dökmekle…

İkbal hırsı bizi öylesine kıskıvrak yakalamış ki vatanın birliğini ve muhafazasını üzerine alan delikanlılar dahi bu ikbal hırsıyla her gün birbirlerine düşüyor, birbirlerini vuruyorlar. Demek ki gönüllerde Allah ve Resûlü yok…Demek ki Kur’ân’a dilbeste olmak yok…Demek ki davranışlarda Müslümanlık yok… Bizi dilgir ve tedirgin eden, işte içinde bulunduğumuz bu hal ve bu vaziyettir. Bu işi götürecek hakikat erleri kalmadı. Lafazan ve gevezeler var sokaklarda. İşi, duvarlara yazı yazmak olan bir kısım gafil ve nâdanlar var sokaklarda. Bununla kendi milletlerine ve vatanlarına bir şey yapacaklarını zanneden, gönülden ve histen mahrum, zavallı kılıflar, kalıplar var sahnede.Öyleyse iş bitmiş diyeceğim, fakat Rabbimin rahmet ve inayetinden intizar ediyorum ki bu meseleye gönül verecek, bel bağlayacak insanlar ihsan eylesin! Mütemerrit gönüllerimizi uyarsın; hakikati ona duyursun ve doyursun ve bizi manevî açlıktan halas eylesin.

180