beyyinâtı okuyordum. Allah korkusundan haykırdı ve kendisini yere attı. Şimdi de can çekişiyor.” buyurur. Bir başka defasında yine meçhul bir sahabi, Resûl-i Ekrem’den bir âyet işitir ve onun etkisiyle evinden çıkamaz. Ne zaman huzur-u Resûlullah’a gelmeyi düşünse ayaklarının bağı çözülür. Allah Resûlü, günlerce evinden dışarı çıkmayan bu delikanlıyı merak eder ve hâlini sorar. Derler ki: “Yâ Resûlullah! İşittik ki evine kapanmış. Ciddi bir dertle feryat ü figan etmekte. Huzur-u Risalet-penahiye gelecek hâli yoktur.” Resûl-i Ekrem, bunun üzerine bu delikanlıyı ziyaret etmek için evine gider. Delikanlı kapıyı açıp da karşısında Resûl-i Ekrem’in gül cemalini görür görmez hemen boynuna sarılır. Ama biraz sonra da ayaklarının dibine yığılıverir. Allah Resûlü şöyle buyurur: “Arkadaşınız için kefen hazırlayın. Allah korkusu ciğerini parçalamış onun.”36Allah korkusu ödünü kopardı mı bir ferdin, onun inhiraf etmesine, yoldan sapmasına imkân var mıdır? Onun şekaveti düşünülebilir mi? Yağması, talanı bahis mevzuu olabilir mi? Başkalarının ırzını, namusunu çiğnemesine ihtimal verilebilir mi? Katiyen ve kâtıbeten. Bir gönül ki o gönülde mehafetullah ve muhabbetullah; Allah korkusu ve Allah sevgisi böylesine derinlemesine kök salmış, onu hâkimiyeti altına almış, ayaklarının bağını çözecek hâle getirmiştir. Böylesi bir insan, elini uzatacağı her fenalıkta ateşten bir kıvılcıma uzanıyor gibi elini geri çeker, günahlardan fersah fersah uzak durur. Aman yâ Rabbi! Sana sığınırım, der.
İnsanınıza sunacağınız en büyük armağan bu ruhun gönüllerde neşv ü nema bulacağı müesseseleri, misyonları tesis etme, gelecek nesillere onu hediye etme olacaktır.
Dipnotlar
- el-Hâkim, el-Müstedrek 2/536; el-Beyhakî, Şuabü’l-îmân 1/530