Her fert bu mevzuda kendine çekidüzen verecek, kendinden istenen şeyi yerine getirmeye çalışacak, o ahlâk-ı âliyenin sağlam, değişmez bir huy hâline gelmesi için lazım gelen şeyleri yapacaktır. Ahlâk-ı âliye, sürekli uygulaya uygulaya gönlümüze girecek ve zamanla bir edep hâline gelecektir. Ahlâk-ı âliyeyi kendimize mâl etme yollarından biri, alıştırma ve tekrarlardır. Bir hekimin reçetede bize beyan ettiği şeylere uyuyor gibi hassas olacak; bize acı da tatlı da gelse ahlâk-ı âliye üzerine yaşayacak ve şurasını katiyen hatırdan çıkarmayacağız: Pek çoklarında küfür, bir alışkanlığın muktezası olarak mevcudiyetini devam ettirdiği gibi pek çoklarında da iman ve imana müteallik yüce ahlâk, alışkanlıklar neticesinde mevcudiyetini devam ettirir. Zamanla bizde ahlâk köklü bir huy hâline gelecek ve artık hiçbir hâdise onu söküp içimizden atamayacaktır.Ahlâkı ruhumuza yerleştirme yollarından bir tanesi de dostu ve muhiti, yaşadığımız çevreyi iyi seçmedir. Muhit, hem iyi hem de kötü yönde kişinin karakterine tesir eder. Kitaplar kadar tesirlidir. Muallimler kadar tesirlidir. Okullar kadar tesirlidir. İyi bir arkadaştan iyi bir komşuya kadar ondan iyi bir yolculuk arkadaşına, ondan da iyi bir mahalle efradına kadar fertler üzerinde ciddi bir etki bırakır. Ahlâk-ı âliyeye ait hususların, içinde bulunduğumuz toplulukta yaşanması, ferd olarak bizim o ahlâkı yaşamamızı kolaylaştıracaktır. Kötülerle beraber düşüp-kalkma ise âdeta yılanlar tarafından çepeçevre sarılmışız gibi bizi alıp başaşağı götürecektir. Sadî’nin ifadesiyle, “Kötü arkadaş insanı cehenneme çeker götürür.” Kötü arkadaştan, kötü ve şerir komşudan, kötü çevreden, kötü atmosferden uzak durduğunuz nispette yüksek ahlâkî değerleri yaşama imkânını bulacaksınız. Ahlâk-ı âliyeyi elde etme hususunda diğer ve çok mühim bir faktör de insanda ihsan şuurunun, ruhunun gelişmesidir.