Bu nasıl fatih bir ruhtu Allah aşkına! 13 bin kişilik ordu batı yakasına açılıyordu. Fatih’in İstanbul’u fethedişinde onun tesiri büyüktü. Alparslan’ın Malazgirt’te nara atmasında onun tesiri büyüktü. Anadolu’nun Müslüman Türkler için bir ülke hâline gelmesinde onun tesiri büyüktü.Büyük serdar gidiyordu. Yardıma muhtaç olunduğu bir devrede gidiyordu. Benî Asfer’in kapısının önünde bir at oynatıp geri geliyordu ve düşman anlıyordu ki Müslümanlar zillete maruz kalmadılar, güçlerinden bir şey kaybetmediler. Hazreti Muhammed’in gitmesi onları bitirmedi. Daha pek çokları âhirete irtihal etse de Allah’a kulluk yapan bu insanların kuvve-i maneviyeleri kırılmayacak, sarsılmayacak ve kendilerinden istenen vazifeyi yapacaklardı. Nitekim küfrün ödünü kopararak, mürtetlerin içine bir korku salarak Medine’ye geri döndüler.Aziz Müslümanlar!Size tarihten bir sayfayı değil, sizi siz yapan, size şahsiyetinizi kazandıran, Kur’ân’la bütünleşme yollarını gösteren, hayatı teslimiyet içinde kılan bir nurlu tabloyu intikal ettirdim. 20. asırda hayatın bütün zorluklarına göğüs gerenlere, meşakkati rahata tercih edenlere, Allah’ın kendilerine verdiği şeyleri yine Allah yoluna sarf edenlere, sahabe mesleğine girmek isteyenlere, o yolda bir işarette bulundum. Allah o yolda bulunmayı hepimize nasip etsin. Âmîn.
25 Ocak 1980, Merkez Camii, Bornova-İzmir