duygular ile dolu olacaklardır. Onlar da merhametli, onlar da sevgi dolu, onlar da şefkatli olacaklardır.
İşte ancak bu nesillerden anne-babaya vefa beklemek mümkün olduğu gibi vatana menfaat de beklenebilir. Aynı zamanda onların Allah ve Resûlü’nün yolunda olmaları da beklenebilir. Onun için yukarıda ifade ettiğim gibi evvela ortamı hazırlamak gerekir. Verin ki alasınız…Yapın ki elde edesiniz…Ekin ki biçesiniz…Burada hazırlayın ki orada neticesini göresiniz…Bunu siz hazırlayacaksınız ve tevfik ve inayetiyle neticesini Allah size gösterecektir. Bir misalle meseleyi biraz daha açmış olalım:Saadet Asrı’nın hemen akabinde bir sürü fitne baş gösteriverdi. İçtihada dayalı fitneler vardı. İslam’ı anlama mevzuunda, teferruatta farklı düşüncelerin bazen bir araya getirdiği bazen de birbirlerinden kopardığı kimseler vardı. Bunlar bir noktada karşı karşıya gelmişlerdi. Farklı düşünceler bazen bunları birbiriyle vuruşturur hâle getirmişti. İşte o zaman gönlü yüce olanlar, İslamî duygu ve düşünceyle dolu bulunanlar işe vaziyet edeceklerdi. Bunlardan biri de Abdullah b. Zübeyr’di. O, Resûl-i Ekrem’in bir yönüyle halazadesi, bir yönüyle de baldızının oğluydu. Dolayısıyla bu temiz, nezih aile içinde tam bir İslamî terbiye içinde yetişmişti. Annesi, babası, dini, diyaneti, Kur’ân’ıyla kendisinden bir vazife istendiği zaman bu vazifeyi en mükemmel şekilde yerine getirebilecek donanımda, mükemmellikteydi.Emeviler’in hükümferma olduğu, Haccac’ın Mekke’ye zulmederek girdiği devirde Mekke-i Mükerreme’de din ve diyanet adına bayrak kaldıran Abdullah b. Zübeyr olmuştu. Hazreti Zübeyr ve Hazreti Esma’nın oğullarıydı. Uzun zaman Emeviler’e mukavemet etmiş, belki o gün için hortlayan Emevi zulmüne karşı durmuştu. Emeviler içinde belki ondan sonra eskiye nispeten zulüm azalmaya başlamış, medleri cezirler