Bu konudaki Kur’ân’ın ifadelerine dikkat etmek gerekir. Allah (celle celâluhû) şöyle buyuruyor:
وَ مِنْ اٰيَاتِه۪ ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْـفُسِ كُمْ اَزْوَ اجاً لِتَسْ كُـنُوٓا اِلَيْهَا
“Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerinden bir tanesi de sizin nefislerinizden zevcelerinizi yaratmış olmasıdır.” Onlar da tıpkı sizin gibi insandırlar. Tıpkı sizin gibi duygularla donatılmış bulunmaktadırlar. “Ta gidesiniz onlarda sekineye eresiniz, itminana eresiniz, huzura kavuşasınız.”Bakın ailenin teessüs etmesi hususunda hedef ve gaye olarak Allah neyi vaz’ ediyor: ‘li teskunû ileyhâ’ Yani ‘netice itibariyle sekineye ve itminana kavuşasınız.’ Şimdi sormak gerekir: İyice düşünülmeden, hesabı plânı yapılmadan, fakr u zaruret hesaba katılmadan yapılan bir izdivaçta huzur ve saadet düşünmeye imkân var mıdır?
İçinde açların, çıplakların bulunduğu bir evde huzur ve saadetin bulunmasına imkân var mıdır? Dinî hayatın yaşanmadığı bir ailede huzur ve saadetin bulunmasına imkân var mıdır? Cahillerin içinde hükümferma olduğu bir ailede huzur ve saadetin bulunmasına imkân ve ihtimal var mıdır?Öyleyse hakiki itminan ve sekineyi temin edebilme ancak en baştan hesabıyla kitabıyla iyi plan yapmaya bağlıdır. Akideye dayalı bir araya gelmelere bağlıdır. Taksim-i mesai (iş bölümü) yapma meselesine dayalı bir araya gelmelere bağlıdır.
ًوَ جَعَلَ بَـيْنَـكُمْ مَوَ دَّةً وَ رَحْ مَة
Siz bu ortamı hazırladığınız zaman Allah, tevfik ve inayetiyle o evin içinde sizin aranızda bereket ve rahmet vaz’ edecek demektir. O zaman birbirinize karşı son derece şefkatli olur ve muhabbet beslersiniz.
İşte bir hanenin içinde bu duygu ve düşünceler hükümferma olduğu sürece onun içinden çıkan nesiller de öyle