Dolayısıyla açların, çıplakların, susuzların, cahillerin ve aile içinde huzursuzluk çıkaranların bulunduğu bir aile yuvası, Kur’ân-ı Kerim’in ifade ettiği bu çerçevenin dışında kalır. Bu ifadeyle bize anlatılan aile, içinde ileride saadete, huzura, hayırlı nesillerin yetişmesine medar olabilecek bir aile şeklidir. Hakeza meveddet, muhabbet, sevgi ve rahmetin hükümferma olduğu, daima üfül üfül estiği bir yuvanın içinde kalpsiz, hissiz, duygusuz kimselerin yetişmesine imkân ve ihtimal verilemez. Ektiğinizi biçeceksiniz. Nesillere ikram ettiğiniz beşaşeti onlardan göreceksiniz. Yumuşak gönüllü, birbirini seven, muhabbet ve meveddetten yoksun bırakılmayan aile fertleri arasında yetişecek nesiller de aynı duygularla dolu olacaklardır.Onlara duygu ve düşüncelerinizle verdiğiniz şeyi ileride alacaksınız. Aileye huzur getirip onları huzura kavuşturduğunuz gibi ileride huzura kavuşacağınıza katiyen inanacaksınız. Dünya ve âhirette yüzünüzü kendi ektiğiniz tohumlarla siz güldüreceksiniz.Öyleyse ileride dünya hayatında gülmek, âhirette huzura ve saadete gark olmak istiyorsanız çocuklarınızı, dünyada da âhirette de size huzur getirecek, huzur verecek şekilde yetiştirme mevzuunda azimli olunuz, dişinizi sıkınız. Onların mükemmel yetişmesi için ortam ve şartları hazırlayıveriniz. Mükemmel yetişsinler, Allah’ı memnun etsinler, Resûlullah’ı hoşnut etsinler ve sizleri de mesrur etsinler. Öte yandan bugün nesiller sahipsiz kaldıysa, bakımdan görümden uzak bulunuyorlarsa, ailenin içinde cehalet, anlayışsızlık hükümferma ise, fakr u zaruret içinde herkes bir taraftan kendi rızkını temine çalışıyorsa katiyen bileceksiniz ki bu durum ileride sizin başınıza bin gaile açacak, sizi huzursuz edecektir. Esasen öyle bir aileden dinî hayatımız adına bir yardım da umulamaz, bir fayda beklenemez. Böyle bir ailenin fertlerinin de zaten birbirine faydası olmayacaktır.