Cennetle alâkamız noktasından nerede olduğumuzu merak ettik mi hiç? Seyyiatımızın, sırtımızda ağır bir yük hâlinde mevcudiyetini hissettik mi hiç? Etmediysek, aşmamız gereken daha çok uzun mesafeler var demektir. Etmediysek geçmemiz gereken çok zikzaklar var demektir. Bu yol çok uzun; çok menzili var. Bunları aştıktan ve geçtikten sonra gönül huzuru içinde Allah’a vâsıl olacak, gerçek saadeti elde edeceğiz.Nedir devleri dize getiren? Nedir gözünü budaktan esirgemeyen insanların içinde endişe yelleri estiren? Öldükten sonra dirilmeye olan inançları ve hayatlarının hesabını, o hayatı bahşedene verme duygu ve düşüncesidir.Hayatı bize bahşeden Hazreti Allah, bahşettiği hayatın her lahzasının hesabını bizden soracak, verdiği şeyleri teker teker geri alacaktır. İşte onun endişesini içinde taşıma, devleri dize getiriyor, bülbülleri dilsiz yapıyordu. Afrika’nın o koca fatihini bir çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlatıyordu. Ama bu ağlama ne tatlı bir ağlamadır! Mevla’ya hesap verecek olmanın endişesini içinde duyup da ağlama ne tatlı bir ağlamadır! Samimiyetle böyle ağlamayı Allah hepimize nasip etsin!Âmîn.
27 Ocak 1978, Merkez Camii, Bornova-İzmir