İçeriğe geç

ihtimal verilmeyen problemler rahatlıkla çözülürdü bu imanlı insanların elinde.Sahabe her şeyi imanıyla hallediyordu. Kafa ve karın sancısı çektiği için… Yurdunu yuvasını terk etmeye âmâde yaşadığı için dünyada şahsı adına taş taş üstüne koymuyordu. Gayesi yalnızca Allah, Resûlullah ve vatandı.Gönüllerin tekrar salâha kavuşacağı, şahsı adına taş taş üstüne koymayan insanların arz-ı didâr edeceği (ortaya çıkacağı) güne kadar ayakta gezmeye yeltenen beşer, solucanlar gibi sürünüp duracaktır. Fedakâr ve hasbî gönüller istiyoruz. Kimdi Resûl’ün etrafındaki hasbî, fedakâr insanlar? Bu insanları hutbenin başında okuduğum Kur’ân âyetinin altında bizatihi size tablolaştırayım:Süheyb-i Rûmî diye bildiğimiz Süheyb b. Sinan. Rumların içinde uzun süre kaldığından ve Rumca bildiğinden ötürü Süheyb-i Rûmî dediğimiz Süheyb b. Sinan. Memleketi Romalılar tarafından işgal edilince Süheyb de ailesiyle birlikte esir edilerek Rum diyarına götürülmüş. Daha sonra Abdullah b. Cüd’an tarafından satın alınarak Mekke’ye getirilmiş. O, dünyasını kurtarmaya çalışırken âhiretini kurtarma imkânları kendisine bahşedilmiş. İnsanlığın İftihar Tablosu ile karşı karşıya gelmiş. O, hürriyetini ararken maddî ve manevi plânda gerçekten insanları esaretten kurtaran Hazreti Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile karşılaşmış. Süheyb kendisini nefsinin, arzularının esaretinden, behimî hislerinin esaretinden, şehevanî duygularının esaretinden, dünya karşısında serfüru etmenin esaretinden, maddenin kavgasını yapma gibi pespaye şeylerin esaretinden kurtaracak mürşid-i ekmel, büyük halaskâr Hazreti Muhammed ile karşılaşmış. Bin kuşku ve tereddütle, gizli gizli, o büyük mürşidin oturduğu evin kapısına kadar gidebilmişti. O gün kapının önünde başka bir genç, bir civanmert daha fırsat kolluyordu ki kapı

83