Şayet bir an evvel beş başı mamur bu engin ruhlar yetiştirilerek bu fıtrî ihtiyaç giderilmezse, zalim zulmüyle başını alıp-gidecek, mazlum ve mağdur da yaşama adına zillet çekecek ve kendini hor, hakir görenlerin vesâyâsı altına girip, onların gölgesi gibi yaşayacak, dolayısıyla da hiçbir zaman belini doğrultamayacak ve hep sürüm sürüm olacaktır. Sürüm sürüm olacaktır; çünkü şahsiyetsizdir, kimliksizdir, geçmişinden ve kendi kültüründen kopuktur.
Bu sebeple, nesillerin eğitim ve öğretim meseleleri planlanırken en az çağın ilim, irfan ve teknolojisi kadar İslâmî ahlâk ve değerlere, millî kültür ve millî terbiyeye de yer verilmelidir ki, gençler mânevî ve ruhî bunalımlara itilmemiş, dolayısıyla da bir kısım arayışlara mecbur edilmemiş olsunlar.
Zaman zaman bağırıp çağırdığımız, yer yer hamaset destanları kestiğimiz de olmuştur. Hep çaresizlik içinde iki büklüm olduğumuz ve hasımlarımız tarafından nakavt edildiğimiz şu meş’um ve karanlık anlarda; evet, hiç olmazsa bu uğursuz dakikalarda olsun, galeyanlarımız bir ses getirebilseydi!
Ne gezer! Toplanıp bir araya geldik, görkemli mitingler tertip ettik, tumturaklı laflar ve hamasî destanlarla gönülleri hoplattık. Ama her şey havaî fişekler gibi başımızın üstünde birer şerare meydana getirdi, sonra da kaybolup gitti.
Yığınlar bunun bir şey olduğunu ve bir işe yaradığını zannededursun; bizler, dünyanın çeşitli yerlerinde zulüm gören, gerildikçe gerilen, nefretle yutkunan dindaş ve soydaşlarımız için sadece şöyle-böyle toplantılar tertip etmekle yetindik; böylece de hem kendimizi hem de onları aldattık.
Biz kendi kendimize oyalanıp dururken, başkaları olabildiğine gürültüsüz, tedricî ve sistemli bir surette kitlelerin ruhuna girdi, onları istediği gibi şekillendirmeyi başardı…