İçeriğe geç

Dünyada nice kendini bilmez ve fıtrat tanımaz kimseler vardır ki, yıllar yılı doludizgin koşmuş durmuş ama, bir çuvaldız boyu mesafe alamamışlardır.

Buna mukabil, nice sessiz, gürültüsüz kimseler de vardır ki, derin nehirler gibi durgun ve hareketsiz görünmelerine rağmen, durmadan yürümüş, sessiz sessiz ilerlemiş, önünü kesen karanlıkları ışıktan atmosferiyle aydınlatmış ve karşısına çıkan engelleri aşmasını bilmişlerdir; sessiz, gürültüsüz, gösterişsiz ve âlâyişsiz… Tıpkı mercan gibi.. deniz derinliklerinde ızdırap görmüş, ızdırap yaşamış, ızdırap yudumlamış, sonra da zebercet ufkuna ulaşmış mercan…

Tohum, bu sessizlik ve sebat içinde taşı toprağı deler, gün yüzüne çıkar. Tomurcuk, yüz defa bağrını güneşe açar ve yüz defa gecenin karanlıkları karşısında gerilime geçer, sonra varlığa erer.

Ya yavru?. Onun serencâmesi ise hepten gariptir; evet, bir rüşeym hâlinde anne karnında belirip, karanlıklardan karanlığa intikal eden yavru, derin bir sabırla kalıpların her çeşidine gire gire ancak dokuz ay sonra, o gülendam kametiyle ortaya çıkar.

Bir de bu muhteşem kâinatların ve koca kozmosun yaratılışına bakalım: Her şeyi bir “Ol!” deyivermekle varlığa erdirecek olan Kudreti Sonsuz’un elinde bütün mekân ve eşyanın milyarlarca sene şekilden şekile, tavırdan tavıra intikal ettikten sonra belli bir vaziyete gidip ulaşması, ne kadar mânidar ve ne çarpıcı bir derstir!

Varlık âleminde her şey, ama her şey sabırlı bir bekleyiş, bitmeyen bir azim ve direnişle hedefine doğru adım adımdır. Acele etmeden, fıtratta cari kanunları gözeterek ve yol-yön değiştirmeden…

b. Merhamet

Merhamet, varlığın ilk mayasıdır. Onsuz her şey bir bulamaç ve kaostur. Her şey merhametle var olmuş, merhametle varlığını sürdürmekte ve merhametle nizam içindedir.

10