Din, gerçek medeniyet prensiplerini ihtiva eden bereketli bir kaynaktır. Onun sayesinde insan gönül ve his dünyasında ulvîleşir, başı fizik ötesi âlemlere ulaşır ve bütün hayırların, güzelliklerin asıl kaynağından doya doya içmeye muvaffak olur.
Dinsizin faziletli, gerçek dindarın da faziletsiz bulunması çok ender rastlanan vak’alardandır.
Din sayesinde insan, insanlık mânâsını idrak eder ve diğer canlılardan ayrılır.
9. Din Allah, Küfür ise Şeytan Yoludur
Hiç düşündünüz mü, neden acaba iman ile küfür arasındaki mücadele ta Hz. Âdem’den (aleyhisselâm) beri devam edegelmektedir? Neden insanlar birbirine düşman olmuş ve çok defa kendi hayat haklarını, başkalarının ölümü üzerine bina etmişlerdir? Her zaman insanlar kardeş olmalı değil miydi?.. Bu ve benzeri sorular dünden bugüne hep insan aklını kurcalayagelmiştir.
Bazıları bu sorulara cevap bulabilmek için felsefenin getirdiği sisli-dumanlı ihtimal ve faraziyelere sığınmış; sığınmış ama, onun bu sorulara cevap vermesi bir yana, yığınla problemin yanında bir de bizzat kendisinin icat ettiği ve insanların düşünce dünyalarına saldığı problemlere sebebiyet vermiş ve işi tamamen içinden çıkılmaz hâle getirmiştir. Zaten iman ve vahyin vâridâtına kapalı felsefenin, kalb ve vicdana sahip insanı ve hele insanın bu iki buudunu tatmin etmesi de düşünülemezdi; zira insanı bu derinlikleriyle tatmin edip ona mânâ ve mahiyet kazandıran sadece din olmuştur; din olmuştur ama, insanoğlu tarih boyu, bu her iki sisteme de müracaat edegelmiştir. Zaten mücadele de bundan kaynaklanmaktadır. Birinden iman ve güzel ahlâk doğarken, diğerinden hep küfür ve mesâvî (kötülükler) ortaya çıkmıştır.