İçeriğe geç

Din, insanları kendi hür iradeleriyle hayırlara sevk eden bir ilâhî prensipler mecmuasıdır. İnsanın maddî-mânevî terakkisini, dolayısıyla da dünyevî ve uhrevî bütün saadetlerini hazırlayacak esasları, ancak dinin prensipleri içinde bulmak mümkündür.

Din, Allah’ı bilip birleme, O’nun yolunda hareketle ruh safvetine ulaşma, O’nun nâmına ve O’nun emirleri istikametinde insanlarla münasebetlerini düzene koyma, hatta O’nun hesabına bütün varlığa karşı derin bir alâka ve muhabbet duymanın başka bir unvanıdır.

Dini kabul etmeyenler, zamanla namus, vatan, millet gibi yüksek mefhumlara karşı da saygısız davranmaya başlarlar. Evet, bütün mukaddes mefhumlara karşı saygı, ancak dine inanmanın neticesinde hâsıl olur. Tarih boyunca bütün zalim ve müstebit tiplerin dinden uzak yaşamaları bunun en güzel misalidir.

8. Bütün Faziletlerin Kaynağı Dindir

Dinin cemiyete kazandırdığı güzellikleri, başka hiçbir sistem ve ekol kazandırmamıştır. Bütün güzel çiçekler dinin bağ ve bahçesinde yetişmiştir. Bütün evliya, bütün asfiya ve bütün enbiya bu bahçenin rengârenk ve pırıl pırıl birer meyveleridirler.

Bazıları bu meyveleri görmezlikten gelseler bile, onları ne kitapların sayfalarından ne de insanların sinelerinden silmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.

Din ile gerçek ilim, hakikatin iki yüzü gibidirler. Din, insanı doğru yollarda gezdirerek mutlu kılacak neticelere ulaştırır. Gayesi ve hedefi belli olan ilim ise, bir meşale gibi bu yollarda hep onun önünü aydınlatır.

Din, sağlam düşünceye, akl-ı selime ve ilme istinat eder. Bu zaviyeden, onun hiçbir meselesini tenkit etmeye imkân yoktur. Bana göre, onu tanımamazlıktan gelenlerin, ya düşünce sistemleri bozuk, ya ilim anlayışları yanlış ya da muhakemeleri yetersizdir.

21