Burada önemli bir husus da اَلْمُفْلِحُونَ kelimesindeki ıtlak ve bunun ifade ettiği şümuldür. Yani “Onlar, Cehennem’den kurtularak felâha ermişler; Cennet’i elde ederek felâha ermişler; dünyanın sıkıntılarından kultularak felâha ermişler; vicdan huzurunu elde ederek felâha ermişler...” gibi pek çok mânâyı şamil umumi bir ifadedir.
اَللّٰهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اِتِّبَاعَهُ، وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلًا وَارْزُقْنَا اِجْتِنَابَهُ Allah’ım bize hakkı hak olarak gösterip ona ittiba etmeyi, bâtılı da batıl olarak gösterip ondan içtinap etmeyi nasip ve müyesser eyle.
﴾اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَصِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ﴿ “Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil.” (Fâtiha sûresi, 1/6-7)