اَلَّذِينَ kelimesi ism-i mevsûldür ve اشْتَرَوْا kelimesiyle sılalanacağı âna kadar bir anlamda meçhuldür. Bu kelime aynı zamanda “şu hususi ve Hak’tan uzak kimseler” mânâsında bir gariplik ifade etmektedir. Böyle bir mânâ أُولٰۤئِكَ kelimesinin hem mahsüs hem de uzağa delâlet etmesinden çıkarılmaktadır. Bir anlamda bu şöyle bir mânâya gelmektedir: Şu âna dek insanlık tarihinde bunlar kadar garipleri görülmemiştir. اَلَّذِينَ kelimesi bu hususu işaretlerken, اشْتَرَوْا kipi de mefûlleriyle beraber bunu göstermektedir. Yani onlar dalâleti alıp, hidayeti vermişlerdir ki çok garip bir durumdur. اَلَّذِينَ ile اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى ifadesi, bir tek hakikatin etrafında omuz omuza vermiş bir “tecâvüb” içerisinde bulunmaktadır. Bu kelimelerin hepsi birden, onların garip üslubunu arz etmektedir. Öyle ki, اَلَّذِينَ ism-i mevsûlü, dalâletin hidayetle mukabelesi gibi unsurlar hep aynı mânâyı seslendirmektedir.
Ayrıca اشْتَرَوْا kelimesi burada geçmiş zaman kipiyle gelmiştir. Onlar, inanmadıkları hâlde inandık demek suretiyle dalâleti alıp hidayeti bıraktıkları; fesatçı oldukları hâlde, ıslahçı göründükleri; mü’minleri aldatma mevzuunda, onların arkasında Allah’ın olduğunu unutarak kendi sapıklıklarını tescil ettikleri ve netice itibarıyla haklarında verilen bu hükmü, kesblerinin neticesi olarak kendilerinin iktisap etmiş olduğu anlatılmaktadır. Bu sebeple اشْتَرَوْا kelimesi mâzi kipiyle gelmiştir.