“Söylediğini yaşamayanın sözü, insanlarda kabul görmez.” kaidesi. “Halka iyilik emredip kendinizi unutuyor musunuz yoksa?” (Bakara sûresi, 2/44) âyeti, Yahudilere hitabın ötesinde, “Sözün başkasına tesirinin birinci şartı, söyleyen tarafından yaşanmasıdır.” prensibini ortaya koyarak, yaşanmayan sözlerin sinelerde kabul görmeyeceğini anlatmaktadır.[12]
“Emsal (benzerler) birbirini iter.” kaidesi. “Ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar, Sen onların dinlerine tâbi olmadıkça senden razı olmazlar. Öyleyse de ki: ‘Allah’ın hidayet yolu olan İslâm, doğru yolun ta kendisidir. Sana gelen bunca ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyacak olursan Allah’a karşı hiçbir koruyucu ve yardımcı bulamazsın.’”[13] âyetinden bu kuralı çıkarırken şöyle der: “Nitekim aynı kökten gelmeleri itibarıyla bugüne kadar İslâm’a karşı en büyük muarazanın semavî dinlerin müntesipleri tarafından yapıldığı inkâr edilmez bir hakikattir. Zira bunlar arasında cibillî bir ihtilaf söz konusudur fakat bu, hiçbir zaman aralarında bir vahdetin tesis edilemeyeceği şeklinde de anlaşılmamalıdır.”[14]
“Zaruretler haramları mubah kılar.” “Zaruretler, miktarına göre takdir edilir.” kaideleri.[15] “O, size lâşeyi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanın etini haram kıldı. Kim mecbur kalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret miktarını geçmemek şartıyla, bunlardan yemesinde bir günah yoktur.” (Bakara sûresi, 2/173)
Bu özetlemeyi şöyle bitirir: “Hâsılı, denebilir ki, Bakara Sûresi’nde bir Müslümanın ferdî ve içtimaî hayatı adına lüzumlu olan bütün prensipler icmalî olarak anlatılmış ve hiçbir boşluk bırakılmamıştır.”[16]