İçeriğe geç

مُتَشَابِهًا kelimesi تَشَابَهَ’den ism-i fâildir. Kur’ân-ı Kerim’de birkaç yerde geçer. Müteşâbih, birbirine benzeyen, benzer şeyler demektir. Biz, ecsâmın birbirine benzemesine teşâbüh diyoruz. Mesela, bir meyvenin diğer meyveye benzemesi bir teşâbühtür, bu meyvelerden her birine de müteşâbih denir. Aynı zamanda rüyalarda nazarlara arz edilen timsallerin sembollerinin âlem-i yakazada (hakiki varlık âleminde) bir kısım hakikatlere yani âyân-ı sâbitenin aynî şeylere benzemesine de biz teşâbüh deriz. Bu kelimeyi bazen, aralarındaki benzerliğin çok fazla olmasından dolayı birini diğerinden ayıramadığımız, net hüküm veremediğimiz, mahiyetini tam bilemediğimiz şeyleri ifade için de kullanırız ki, şer’î bir ıstılah olarak müteşâbih bu mânâya gelir ve Kur’ân-ı Kerim de Âl-i İmrân Sûresi’nde onu bu mânâsıyla “muhkem”in (açık, net hüküm ifade eden) karşısında ele alır: هُوَ الَّذِي أَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ “Bu muazzam kitabı sana indiren O’dur. Onun âyetlerinin bir kısmı muhkem olup bunlar Kitab’ın esasıdır. Âyetlerin diğer bir kısmı ise müteşabihtir.” (Âl-i İmrân sûresi, 3/7)

أَزْوَاجٌ kelimesi, eş anlamına gelen زَوْجٌ kelimesinin çoğuludur ve eşi olan, onunla beraber bir çift teşkil eden her şey için kullanılır. Mesela, erkeğin karşısında kadın, kadının karşısında erkek için kullanılır. Vâkıa, karışma ihtimali olan yerde erkeğe “zevç”, kadına ise “zevce” denir ama haddizatında kelime her ikisini de şamildir.

مُطَهَّرَةٌ kelimesi de “tef’il” babından ism-i mefûldür; “temiz kılınmış, olabildiğine nezih, temiz mi temiz, pâk mı pâk” anlamlarına gelmektedir.

518