İçeriğe geç

“Ey insanlar! Sizi ve sizden evvelkileri yaratan Rabbinize hâlisâne ubudiyyet tavrını takının ve kulluk edin ta daire-i takvaya ermiş olasınız, ümit edilir ki bu sayede takvayı ihraz etmiş olursunuz. Yani enzâr-ı âlemde, daire-i takvaya girenlerin tavrını takınmış olursunuz. Müslüman olmanız itibarıyla bu önemli bir noktadır. Düşünün ki o lütufkâr ve merhametli Rabbiniz yeri sizin için bir firâş yaptı.. yıldızlarla yaldızlanmış âsumânı bir kubbe kıldı.. semanın bir parçasından, yani kubbe-i âsumânın en altı ve arzınızın üstü, size nispeten yukarıdan peyderpey sağanak sağanak yağmuru indirdi de bu sebeple yerden çeşit çeşit semerâtı çıkarttı. Bu, bütün hâdiselerin önemli bir faslıdır. Bütün bu iç içe lütuflar size rızık olarak verilmiştir. Binaenaleyh âfâkî ve enfüsî, innî ve limmî birçok deliller karşısında siz de Rabbinize eş, ortak ve menend koşmaya kalkmayınız. Aslında siz de bunları biliyorsunuz ve bu kadarı hakkında bir ilme sahipsiniz.”

* * *

Âyetlerin Kısmî Tafsilatına Gelince: Cenab-ı Hak, Fâtiha Sûresi’ndeki ahd ü misakı ve bununla da ruhlar âlemindeki misakı hatırlatarak vicdanımıza dikkati çekmekte ve hususiyle de iki yönüyle şu hakikatleri ifade etmektedir:

Her şeyden evvel اَلنَّاسُ kelimesiyle, bir yönüyle kendisine ünsiyeti, diğer yönüyle de belki nisyana maruz kalışımızı ve bundan dolayı da lütfunu hatırlatır mahiyette “Ey insanlar! Sizi –yani letaifinizle, ervahınızla, insanî hüviyetinizle, küçük cisminizle fakat büyük mahiyetinizle..– sonra babalarınızı, dedelerinizi, annelerinizi ve nenelerinizi, cüz-i ferd ve zerrelerinizi yaratan Allah’a ibadet edin.” demektedir.

اَلَّذِي خَلَقَكُمْ “Ki sizi O yarattı.” Biz burada muhatap alınan insanların iç ve dış yapılarıyla, ruh ve cisimleriyle yaratılışlarına dikkatin çekildiğini düşünüyoruz.

429