Mesel kelimesi “misil” ve “mesîl” ile aynı mânâya gelir ki, benzer, eş, menend demektir. Teşbih ve temsil bazen aynı mânâda kullanılsa da yine de teşbih ile temsil arasında bir nüans mevcuttur. Ayrıca mesel kelimesinden Türkçemizdeki masal mânâsı, ataların sözü, ibret veren, insanın gözünü açan sözler kastedilebileceği gibi destanlar, âbâ u ecdaddan evlada, ahfada intikal eden değerli sözler de kastedilir ki, bu da bu kelimenin ne kadar geniş alanlı kullanıldığını gösterir.
Bu itibarla da, ikinci şıkta ele aldığımız mesellerle daima bir teşbih ve temsil kastedilmez. Mesela biz, bir meseleyi halledememe aczine bazen “sakal-bıyık meselesi” deriz. Sakal-bıyık meselesi deyince, o kompleks durumu sakal-bıyık meseliyle ifade ederiz. Bunun mânâsı, “yukarıya tükürsen bıyık, aşağıya tükürsen sakal” demektir. Yani bazen karşımıza iki zıt durum çıkar ve biz bu iki meseleden birini bir türlü tercih edemeyiz. Zira her ikisini de gerekli kılan faktörler vardır. İkisini birden de atamayız. Mâniatü’l-cem ve mâniatü’l-hulüv yani ikisini birden tutma, ikisini birden atma mümkün olmayan bir yerde, bu sıkışık hâli ifade etmek için “sakal-bıyık” deriz. Yine birinin haksız yere, bahanelerle bir başkasını ezmesini ifade etmek için “kurt-kuzu meselesi” deriz. Ve hemen “Altı aylık kuzu, bir sene evvel kurdun suyunu bulandırmış.” meseli hatıra gelir…