İçeriğe geç

Allah (celle celâluhu) yolunda seferber olmuş olanlardan Ebû Eyyûb el-Ensârî’ye (radıyallâhu anh) gelince onu bilmeyen yoktur. O, atın üzerinde duramayacak hâlde olmasına rağmen, İstanbul önlerine kadar gelmişti ki ölüm onun için âdeta âşıkın mâşukuna kavuşması gibiydi. Günümüz Müslümanlarının yer yer bu duyguyu aynı şekilde içlerinde duydukları da vâkidir. Şu kadar var ki, onlar tertemiz ve dupduru bir iklimde yaşamışlardı. Kimbilir onlar ölümü nasıl bir şevkle arzu ediyorlardı! Kimbilir belki bir mânâda Ebû Eyyûb el-Ensârî, dahası deyip, ölmeyi bile istemiyordu! İhtimal, güzel İstanbul’u fethederek oraya girmek, onun sokaklarında ezan sesiyle gerçek fethi yaşamak istiyordu. Nitekim İstanbul’a girildiğinde surların bir hayli dışında kalan Ebû Eyyûb Hazretleri, vefat ettikten sonra kendisinin götürülebileceği kadar İstanbul’un içlerine doğru götürülmesini istemişti. Öyle rivayet edilir ki Yezid’in en hayırlı işi de O’nun bu arzusunu yerine getirmesi olmuştu. Ordusunun önünde bu büyük sahabiyi getirip Bizanslıların, ne istediklerini sorması üzerine, Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (radıyallâhu anh), Hazreti Peygamber’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ashabından biri olduğunu ve vefat ederken kendisinin surlara ne kadar yakın gömülürse o kadar iyi olacağını tavsiyede bulunduğunu söylemişti. Sözlerine kendisinin surlara ne kadar yakın gömülürse gelecekte İstanbul’u fetheden yağız delikanlıların, leventlerin atlarının kükreme ve kişneme seslerini duymak istediğini de eklemişti. İşte buydu Hazreti Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin tavrı! O, اِنْفِرُوا“Seferber olun…”57 şeklindeki umumî seferberlik âyetine “Lebbeyk!” diyerek böyle cevap vermişti.58

71