İçeriğe geç

سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ tesbihleri sahih ve hasen hadislerin yer aldığı kitaplarda mevcuttur. İmam Buhârî (rahmetullâhi aleyh) Sahîh’ini bu tesbihten bahseden hadisle bitirmiştir. Bu hadiste Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyururlar: “Dile çok hafif, terazide çok ağır iki kelime vardır ki, bunlar Rahman’a da sevgilidirler:سُبْحَانَ اللّٰهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ‘Allahım, Seni hamdinle tesbih ederiz, yüce Allahım Seni tenzih ederiz.’”129 Bunlar melekûtî bir gönülle kulak verildiği zaman ledünniliği ve derinliği hissedilen, Cenab-ı Hakk’a ait bir tesbihin ifadesidirler.

سُبْحَانَ اللّٰهِ tesbihi, Allah’tan (celle celâluhu) cismaniyet ve hayvaniyetimiz açısından uzaklığımız yönüyle O’nu takdisimizi, tesbihimizi, tenzihimizi ifade eder. Bunun mânâsı, “Ya Rabbi! Sen her türlü beşerî arızalardan, bize ait olan her türlü kemmiyet ve keyfiyetten münezzeh ve mukaddessin. Beşerin mülevves eli Sana uzanamaz. Sen Vacibü’l-Vücud’sun, imkân Senin dâmen-i izzetine uzanamaz.” demektir.

Biz, Allah’tan (celle celâluhu) bu kadar uzakken O, bize bizden yakındır. Bu kurbiyeti de وَبِحَمْدِهِ kelimesiyle ifade ediyoruz. Burada da şu hissimizi dile getirebiliriz: “Sana hamd olsun Allahım. Biz Sana uzağız ama Sen bize şah damarımızdan daha yakınsın. Uzaklık bize aittir. Seninle bizim aramızdaki perde bizden ve bizim uzaklığımızdandır. Tıpkı bizim Güneş’ten uzak olmamız ve Güneş’in, ışınlarıyla, rengiyle, havasıyla ve edasıyla bize yakın olması gibi, وَلِلهِ الْمَثَلُ الْأَعْلٰى130, Sen yakınsın.”

183