İçeriğe geç

Bugün itibarıyla hem menfi hem de müspet cephede bu işin sözünü eden pek çok kimse vardır. Fakat bu insanlar kendilerine muhalif olanlara zerre kadar hakk-ı hayat tanımamakta, onları ezip geçmekte, âdeta zincirlere vurmakta ve onlara esir muamelesi yapmaktadırlar. Eğer bu insanların ellerine kanun vaz’ etme imkânı geçse, kanunları bile onlara hakk-ı hayat tanımayacak şekilde vaz’ ederler. Binaenaleyh bu insanların içinde “Hepimiz kardeşiz, hepimiz aynı saftayız.” diyenler hilaf-ı vâki beyanda bulunmakta ve diğer insanları aldatan böyle bir düşünceyi seslendirmektedirler. Zira insan böyle bir düşünceye gerçekten inanıyorsa bunu davranışlarıyla ispat eder. Ziya Paşa’nın dediği gibi:

“ Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz,
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”

Ne kadar Allah’a (celle celâluhu) müteveccih gönül ve secde eden alın ve yine ne kadar O’nu anan hissiyat ve söyleyen dil varsa, inanan gönüller onların her birerlerine karşı belli bir ölçüde saygılı olmalıdırlar. Bu insanların şöyle-böyle bir yere koydukları muhterem zatlara “Efendi Hazretleri” diyebilmelidirler. Ve bunu söylerken de gayet içten ve samimi söylemelidirler. Bu arada, “Sen niçin tazim ve tekrimle andığın böyle bir zatın halka-i tedrisinde değilsin?” diyenlere de: “Ben, içinde bulunduğum yolu daha akıllıca, daha güzel ve mantıkî görüyorum. En azından bana öyle geliyor. Bu konuda yanılmış olabilirim ama gittiğim yola muhalif ve ona zıt olan kuvvetli bir delil bulacağım âna kadar safımı korumayı makul görüyorum. Tabi ki siz de öyle görüyorsunuzdur. Hatta öyle görmeniz lazım ki gittiğiniz yoldan istifade edip feyiz alabilesiniz. Aksi takdirde Allah’tan (celle celâluhu) gelen tecellilere mazhar olamazsınız.” demelidirler. İşte meseleyi akıllıca ele almanın ifadesi de budur.

263