Burada şu hususu da belirtmek gerekir ki, selefimizle kıyaslandığında günümüzde Hak yolunda hizmet edenlerin büyük imtihan ve musibetlere çok maruz kaldığını söylemek de mümkün değildir. Bu uğurda belki sadece evlerini değiştirmiş ve bazıları itibarıyla da hapse atılmış olsalar bile kendilerine yatak ve yiyecek verilmiştir. Bu gibi hususları çile ve ızdırap sayanlar, çile ve ızdırabın ne demek olduğunu tam bilmiyorlar demektir. Zira ifade edilen durum, istirahatten ibarettir. Tabi ki duamız, Hak kervanında yolculuk edenlerin başına bu tür belaların da gelmemesi istikametindedir. Ama bir kere daha kemal-i samimiyetle ifade etmek gerekir ki, bizim insanımız bu mevzuda gerçekten çile sayılabilecek ciddi bir durumla karşı karşıya kalmamıştır.
Bununla beraber –Allah’ın bu belaları başımızdan uzak etmesini niyaz ederek diyoruz ki– insanımız başına musibet ve bela gelse bile dişlerini sıkacak ve sabredecek gibi görünmektedir. Bu durum da insanımızın Rabbimize olan tevekkülünün oldukça kavi olduğunu göstermektedir. Hatta onları bu şekilde bir soruyu sormaya zorlayan böyle bir endişe, gerçekten bu mevzuda hiç de azımsanmayacak bir muhasebenin yapıldığına delâlet etmektedir. Evet, bu hâlimizle “kurtulabilir miyiz, kurtulamaz mıyız” endişesini taşıma oldukça düşündürücüdür. Rabbim, omuzumuza tâkat getiremeyeceğimiz yükleri yüklemesin! Başımıza getireceği şeylere karşı bizlere önce sabır, sonra da azim ve ikdam ruhu lütfeylesin ve bizleri hizmetten mahrum bırakmasın.