Hâsılı, İslâm Hukuk Metodolojisi (Fıkıh Usûlü), İslâm âlimlerinin Kur’ân ve Sünnet’i anlamada geliştirdikleri, dünyada benzeri olmayan ciddî bir ilim dalıdır. Bu metodoloji sayesinde, her asrın Müslümanları Kur’ân ve Sünnet’in kendi zamanlarına bakan yanlarını alabilir ve geliştirebilirler.
Günümüzde Kitap ve Sünnet’te çözümünü bulamadığımız içtihada ihtiyaç duyulan meselelere gelince, bizim kanaatimiz, sahasının uzmanı şahıslardan bir heyet teşkil edilmesi ve böyle bir içtihadı bu heyetin gerçekleştirmesidir. Böylelikle bir kişinin üstesinden gelemeyeceği bu ağır yük cemaatin omuzlarına yüklenmiş olacaktır ki; onun da her zaman dalâlete düşmeyeceği teminatı söz konusudur.
Hitam-ı misk olsun diye sözlerimizi bir âyet ve bir hadis mealiyle noktalayalım. Bu âyet ve hadis, buraya kadar izah etmeye çalıştığımız selefe karşı gösterilmesi gerekli olan saygıyı, terbiyeyi, anlayışı ve ruh disiplinini çok güzel ifade etmektedir:
Âyet-i kerime: “Ey Kerim Rabbimiz! Bizi ve bizden önceki mü’min kardeşlerimizi affeyle, içimizde mü’minlere karşı hiçbir kin bırakma. Duamızı kabul buyur yâ Rabbenâ, çünkü Sen Raufsun, Rahimsin: Şefkat ve ihsanın son derece fazladır.”1
Hadis-i şerif: Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): “Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belânın gelmesi vacip olur!” buyurmuşlardı. Yanındakiler, “Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar nelerdir?” diye sorduklarında Aleyhissalâtu vesselâm Efendimiz de on beş madde saydı. (Bunlardan on beşinci madde şu idi): “Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakaret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, zelzeleyi veya yere batışı (hasf) ve suret değiştirmeyi (mesh) veyahut da gökten taş yağmasını (kazf) bekleyin!”
Dipnotlar
- 1 Haşr sûresi, 59/10.